YASİN OKYAY
Trump 2025’de ABD Başkanlık koltuğuna oturdu. Hiç şüphesiz büyük bir olay, hem ABD için hem dünya için. Avrupa krizinin son evresi, bu olguyu görmezden gelerek okunamaz. Avrupa için önemi iki türlü oldu. İlk önemli olay Brüksel ile ABD’nin yolları ayrılma noktasına gitmesi oldu. Avrupa’nın Atlantikçileri çırpındı, ABD’nin çekildiğini gördüklerinde başta korktular. Sonra bunun avantajını da gördüler. NATO’da ve AB’de liderlik yarışına girdiler. İkincisi Avrupa’daki milliyetçi güçlerin henüz tam bir milli egemenlikçi çizgiye boylarının yetmediğini anlamamıza vesile oldu. Avrupa milliyetçilerinin daldıkları Trumpist rüyanın boşa çıktığını anladık. Şimdi uyandılar ve çelişkiler çözülüyor. Bunu göstereceğiz.
AVRUPA MİLLİYETÇİLİĞİ, MİLLİ EGEMENLİKÇİLİĞE YETİŞEMEDİ
Avrupa milliyetçilerinin seçici egemenlikçilikleri yalnız Brüksel karşıtlığında kaldı. Brüksel’e karşı egemenlikçilik, dünyadaki en büyük emperyal güç olan ABD ve İsrail emperyalizmine karşıtlığa evrilmedi, evrilemedi. Tersine, Trump Başkanlığındaki ABD’den ve İsrail’den medet umuldu. Avrupa milliyetçilerinin karakteri, somut anlamda Brüksel karşıtlığı üzerine kurulu. İdeolojik anlamda ise Brüksel ve ABD Demokratlarının sol liberalizmi karşıtlığı üzerine kuruluydu. Yeni dünya tahlilleri Brüksel’in baskılarından ve toplum tahayyülünden arınmış yeni bir küresel nizamdı. Trump ABD’si ile Brüksel karşıtlığında birleştiler. Yeni bir küresel nizam ve yeni tip emperyal düzende kendilerine yer bulmak istiyorlardı. Şimdi bu kabuğu kırıyorlar, yeni kabuk arıyorlar. Trump yalnız Brüksel’i değil, Avrupa’yı da sindirmek istiyor ve aşağılıyordu. Bunu deneyimden öğrendiler. Emperyalizm ve Atlantikçiliği, yalnız kimin kontrolde olduğu üzerinden okuyorlardı. İlkesel bir karşıtlık yoktu, anlaşıldı ki mesele direksiyonu kimin tuttuğu meselesiydi. ABD ve İsrail destekçiliğinden bu anlaşılıyor. Brüksel’e karşı bağımsız hareket etme isteği, Avrupa milliyetçileri için ülkelerinin somut koşullarından gelen bir zorunluluktu, bunu kavradılar. Bu kabuk artık yetmiyor. Şimdi somut koşullar başka bir zorunluluk daha getiriyor. Avrupalı milliyetçiler Trump’tan kopuyor. Rüyadan uyanıyor. Maddenin hareketi zorunlu değişimler yaratıyor.
AVRUPALI MİLLİYETÇİLER ABD’DEN KOPUYOR
Avrupa milliyetçileri Trump’tan beklediklerini alamadılar. Somut koşullar Trump’tan kopmayı da beraberinde getirdi. Trump’tan da koptuklarında, ellerinde milli egemenlikçi çizgiden başka seçenek kalmıyor. Grönland’ı ilhak tartışmaları üzerine Danimarka’yı tehdit eden Trump ABD’si üzerine Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Alice Weidel, “Donald Trump, diğer ülkelere müdahale etmeme şeklindeki temel bir seçim vaadini ihlal etti” demişti. Yine AfD eş başkanı Tino Chrupalla, ABD askerlerinin Almanya’dan çekilmesini istiyor. Chrupalla, Trump’a “deli” diyor ve ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşa “uluslararası hukuka aykırı” ifadelerini kullanıyor.
El Pais’de yayımlanan “Trump, Avrupa'nın aşırı sağı için bir yük haline geldi” isimli analiz yazısına göre Trump’ın agresif dış politikası, İran’a karşı yürüttüğü savaş Avrupa’ya yönelik çıkışları artık Le Pen ve partisi RN (Ulusal Birlik) ve AfD gibi partiler için risk yaratıyor. Aynı metinden Daniel Hegedüs’un analiz yazısı kaynak alınıyor. J.D Vance’ın Macaristan’da Viktor Orban’a desteği “ölüm öpücüğü” olarak nitelendiriliyor. Dominique Moisi’den alıntılayan yazar, Trump’ın imajının Avrupa’da ciddi şekilde kötüleştiğini, bu yüzden milliyetçi partiler için “yük” haline geldiğini yazıyor. Makalede Nathalie Tocci’den “milliyetçi çelişki” analizi aktarılıyor. Buna göre “milliyetçi partiler doğaları gereği ulusal egemenlikçi olmalılar” deniyor. Ancak ulusal egemenliği baltalamaya çalışan Trump gibi liderlerle işbirliği yapısal bir çelişki doğuruyor.
The Guardian’da Riccardo Alcaro imzasıyla yayımlanan yazıda Meloni’nin referandum seçim mağlubiyetinin arkasındaki nedenlerden birisi de Trump destekçiliği olarak görülüyor. Meloni hükümetinin Trump destekçiliğinin İtalya’yı gümrük tarifelerinden koruyamadığı söyleniyor.
Le Monde’de yayımlanan habere göre Le Pen’in Ekonomi Başdanışmanı Milletvekili Jean-Philippe Tanguy, Trump için “Onu her zaman zararlı bulmuşumdur ve ondan uzak durmamız, ondan ne kadar farklı olduğumuzu açıklamamız gerektiğini düşünmüşümdür.” ifadelerini kullanıyor.
“Trump ile yeni nizam” rüyasından uyanılıyor. Trump Brüksel değil, Avrupa karşıtı gözüküyor. Avrupa’nın milliyetçi partilerinin iç çelişkileri hep vardı, görülüyor ki Trump’tan sonra artık bu çelişkiler yüzeye çıktı. O zamana kadar çelişkiler yüzeye çıkmamıştı. Yüzeye çıkan şey en nihayetinde çözümlenir. Yüzeye çıkma çelişkinin çözülmesinde son aşama olarak karşımıza çıkar.
TERS YÖNDE GİDENLER DE VAR
Sırbistan İsrail ile geçtiğimiz günlerde kapsamlı bir güvenlik anlaşması imzaladı. Bu anlaşma zaten varolan ikili ilişkileri resmiyete döktü. İsrail-İran savaşında hedef alınan silah sanayisini ülke dışına çıkarıyor. Gazze soykırımının suçlularından Elbit Systems ile Sırbistan’da ortaklaşa kurulan İHA üretim merkezi de bunun bir parçası. Vuçiç yönetiminde Sırbistan’ın denge politikası, Sırbistan’ı geriye götürüyor. Aydınlık Avrupa’ya konuşan Sırbistan’dan Jeostratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdürü Dragana Trifkovic gelişmelerin Sırbistan’ın egemenliğine ve ilkesel duruşuna zarar verdiğini söylüyor. Trifkovic “Sırbistan egemenliğini ve toprak bütünlüğünü mü koruyacak yoksa Batılı merkezlerin aracı haline mi gelecek?” diye soruyor.
Macaristan’da Viktor Orban döneminin sona ermesinin ardından yenilginin nedenleri de tartışılır oldu. ABD’nin Viktor Orban’a desteği tartışma yarattı. Macaristan’da Orban, seçim öncesi JD Vance ile miting düzenledi. Aydınlık Avrupa’ya konuşan uzmanlar değerlendirmelerde bulundu. Orban’a yakın gazeteci Thibaud Gibelin “ABD, Macar siyasetine çok az şey kattı.” dedi. Rus hükümetine yakın Mira Terada ise “ABD’nin desteği Viktor Orbán’ın konumunu güçlendirmek bir yana, onun düşüşüne zemin hazırladı.” saptamalarında bulundu. Trump Başkanlığındaki ABD’nin desteği, Macaristan’da Orban döneminin sonunu hazırladı.
‘AVRUPALI MİLLİYETÇİLER UYANMAYA BAŞLAMIŞTIR’
Avrupalı milliyetçiler, farklı bir küresel nizamın rüyasına yatmış, rüyanın gerçekleşmesini Trump iktidarında bulduklarını sanmış ve yanılmışlardır. Trump, Avrupalı milliyetçilerin en önemli hedefi olan Rusya Ukrayna savaşının sona erdirilmesi üzerine söz vermiş, yerine getirmemiştir. Avrupa’ya krizi daha da derinleştirecek gümrük vergileri getirmiştir. Batı Asya’da, Latin Amerika’da, hatta Grönland’da pervasız saldırılarıyla Avrupalı milliyetçilerin beklentisinin tam tersi yönde, savaş kışkırtıcılığı yönünde hareket etmiştir. Bu yanılgının sonucu onları emperyalizm karşıtı milli egemenlikçi bir çizgiye itmektedir. Bunun başlangıcı olgularla görüldü. Şimdi teorik olarak da görülmeli.
Bu zorunlu itkiyi iki şekilde görebiliriz. İlk olarak krizi yaşayan, çözüm isteyen Avrupa halkı, bu çelişkili tutumu görmektedir. Krize çözüm arayan Avrupa halkı, Filistin’de soykırım yapan, İran’ı sebepsiz vuran ABD-İsrail saldırı makinesine eklemlenen bir milliyetçilik anlatısını kabul etmez. Halkın talebi ulusal bağımsızlıktır, küresel düzende sömürülen halka olmamaktır. ABD-İsrail’e eklemlenme ve medet umma halkın talebiyle doğrudan çatışmaktadır. Yalnız Brüksel ile sınırlanmış milli egemenlikçi söylevler ve eylemler “önce biz” diyen Avrupa halklarında soru işareti doğurur. Sahici bir milli egemenlik ve anti emperyalist çizgisine sahip olmayan Avrupalı milliyetçilerin çelişkileri giderek büyümektedir. 
İÇERDE VE DIŞARDA KRİZ
İkincisi ise Avrupalı milliyetçilerin Trumpist hayallerden vazgeçmesiyle sıkı sıkıya bağlıdır. İçerde Avrupa’nın emperyalist birikiminin çözemediği bir kriz vardır. Atlantikçiler bu krizi on yıllardır emperyalist güdülerle çözmeye çalışmış ve başaramamışlardır. Dışarda ise kıtaya hiçbir fayda getirmeyen Brüksel yönetimi vardır. Tersine Atlantikçilerin yönetiminde Brüksel, Rusya-Ukrayna savaşını körükleyip krizi daha da büyütmüştür. Biden ABD’sinin temsil ettiği transatlantik ittifak, Avrupalı milliyetçilerin çeliştiği temel zemindir; ancak sığınmaya çalıştıkları Trumpist hayaller de hızla suya düşmektedir. Avrupa milliyetçileri için, içerden ve dışardan gelen sinyaller bellidir. İçerde ve dışarda emperyal kuvvetlerle çelişkileri belirginleşmiştir. Anti emperyalist milli egemenlikçi çizgi dışında barınabilecekleri yer kalmamıştır.
AVRUPA KRİZİNİN ÇÖZÜMÜ, MİLLİYETÇİLİĞİNİN KRİZİNİN ÇÖZÜMÜYLE GÖBEKTEN BAĞLIDIR
Avrupa’daki siyasi ve ekonomik krizin çözümü Atlantikçilerden gelmeyecektir, bu kesindir. Avrupa’nın krizinin çözümü, milliyetçiliğinin krizinin çözümüyle göbekten bağlıdır. Milliyetçiliğin krizi çözüldüğünde, diğerinin çözümü kendiliğinden gelmektedir. Avrupalı milliyetçilerinin krizi onların seçici egemenlikçi politikalarında sıkı sıkıya bağlıdır. Anlaşılıyor ki günümüz Avrupa milliyetçilerine milli egemenlikçi demek oldukça zordur. İçlerinde büyük çelişkiler barındırmaktadırlar. Brüksel karşıtlığının yanında ABD-İsrail ile el tutuşmaktadırlar. Ancak kopuş başlamıştır. Seçici egemenlikçilik gerçek çözüm değildir. Bir tarafta egemenlikçi olup diğer tarafta emperyal kuvvetlerden medet uman Avrupalı milliyetçilerinin bu krizi siyasi bir krizdir. Tarihin tekerleği ileriye doğru döner. Bu çelişki çözülmek zorundadır ve rüyadan uyanmayla çözülür. Dünyadaki emperyalist çelişkileri görmezden gelip Brüksel’deki çelişkilere diş gösteren, bu bağlamda milliyetçiliği söylev seviyesine indiren Avrupa milliyetçileri Trump ile yeni bir dünya düzeni kurma rüyasının emperyalist gerçekliğe çarptığını gördüğünde, Avrupa’nın krizi de çözüme kavuşturulabilecektir. 
‘AVRUPA HALKININ TARİHSEL GÖREVİ’
Avrupa halkı bir özne olarak onları uykusundan uyandıracaktır. Macaristan milliyetçilerini zorla uyandırdılar. AfD uyanıyor. Fransa’da Le Pen ABD şüphecisi bir çizgiyle imajını normalleştiriyor deniyor. Meloni ve Orban, Trump desteğine rağmen, belki de destek yüzünden seçim kaybediyor. Avrupa halkı çözüm aramaktadır. Avrupa’da gelişen milli egemenlikçi çizgi Filistin’de soykırım yapan, İran’a saldıran emperyal ABD-İsrail’e destek veren, mesafe koymayan, anlaşmalar yapan bir milliyetçilik ülküsüne kapılmaz. Avrupa halkına Avrupa milliyetçilerinin içindeki gerici unsurlarını temizleme görevi düşüyor. Böylece milliyetçi Avrupa siyaseti son bir değişim evresinin eşiğinde bulunuyor. Avrupalı milliyetçiler Trumpist emperyalist rüyanın bir parçası olma hedefinden vazgeçtiği vakit tarihsel görevini de yerine getiriyor. Avrupa milliyetçiliğinin Trumpist emperyalist ögeleri, Avrupa’daki ilerici rollerini köstekliyor. Milliyetçiliklerindeki bu sahte ögeler ortadan kalktığında çelişkiler de ortadan kalkıyor. Avrupa milliyetçiliğinin içindeki Brüksel karşıtlığıyla Trump seviciliğinin birlikte varolması çelişkisi ortadan kalktığında, Brüksel karşıtlığı milli egemenlikçiliğe dönüşüp Trumpistliğin de yarar getirmediği anlaşıldığında, elimizde milli egemenlikçi,kriz aşan, yükselen bir Avrupa kalıyor.