Ana içeriğe geç

İşçi Partisinin yeni lideri doğrudan başbakan olacak: Olası başbakan Burnham ve kabinesini takdimimdir

Burnham, İşçi Partisi liderliği için en güçlü aday. Eğer karşısına ciddi bir rakip çıkmaz da seçimi kazanırsa, partisi iktidarda olduğu için doğrudan başbakan olacak.

İşçi Partisinin yeni lideri doğrudan başbakan olacak: Olası başbakan Burnham ve kabinesini takdimimdir
Evrensel
16

Londra — Nihayet Başbakan Keir Starmer geleneklere uyduruldu ve istifa etti. Starmer’in koltuğuna büyük olasılıkla Andy Burnham’ın oturması bekleniyor. İşçi Partisinin Eski Lideri Jeremy Corbyn bu beklenti konusunda “Hiçbir aşamada işin içine herhangi bir politika tartışması girmedi. Ki bunu tuhaf buluyorum” diyor ve ekliyor: “Gelecek Başbakan, Starmer’ın utanç verici mirasından uzak durmalıdır. Bu süreç; İsrail’e silah satışının durdurulması, gerçek yaptırımların uygulanması ve Britanya’nın soykırımdaki suç ortaklığına ilişkin kamuya açık bir soruşturma başlatılmasıyla başlar.”

Burnham’ın başbakan olması haftaları alabilir, çünkü koltuğu henüz kesin değil. Şu anda öne çıkan senaryo şu şekilde: Burnham, İşçi Partisi liderliği için en güçlü aday. Eğer karşısına ciddi bir rakip çıkmaz da seçimi kazanırsa, partisi iktidarda olduğu için doğrudan başbakan olacak.

Basında yer alan takvime göre, bu süreç temmuzun ikinci yarısında tamamlanabilir. Bazı değerlendirmeler 17-20 Temmuz tarihlerini gösteriyor ancak bu da parti içi takvime bağlı sayılıyor.

Andy Burnham, İşçi Partisinin 2015’teki liderlik seçiminde Jeremy Corbyn’in rakibiydi. Burnham daha geleneksel İşçi Partisi çizgisini temsil ederken, Corbyn daha sol ve taban hareketine dayalı bir kampanya yürüttü. Seçimi Corbyn açık farkla kazandı.

Burnham, Corbyn’in gölge kabinesinde içişleri sözcüsü olarak kısa süre görev aldı ve 2016’da görevden ayrıldı. Aralarında zaman zaman politika farklılıkları yaşansa da kişisel düzeyde sert bir çatışma içinde olmadılar.

Burnham, Greater Manchester belediye başkanı olduktan sonra daha çok bölgesel yönetim, sağlık, ulaşım ve yerel ekonomi konularına odaklandı. Corbyn ise ulusal siyasette savaş karşıtlığı, kamu hizmetlerinin kamulaştırılması ve sosyal adalet gibi konuları ön planda tuttu.

Corbyn, Burnham’ı kişisel olarak hedef alan ağır eleştiriler yapmaktan genellikle kaçındı. Burnham da Corbyn’in bazı ekonomi politikalarına sempati duysa da liderliği döneminde parti yönetim tarzı ve seçim stratejisi konusunda mesafeli kaldı. İkisi de İşçi Partisinin sol kanadında görülse de aynı siyasi çizgide olmadılar.

Özetle, Corbyn’in Burnham’a yaklaşımı kişisel düşmanlıktan ziyade saygılı fakat siyasi olarak farklı bir ilişki şeklinde değerlendirilebilir. Burnham’ı sağ kanat bir rakip olarak değil, daha ılımlı bir İşçi Partisi siyasetçisi olarak görüyor. Kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, kemer sıkma politikalarına eleştiri gibi ortak noktaları bulunsa da parti yönetimi ve stratejisi konusunda önemli görüş ayrılıkları yaşıyorlar.

Westminster’daki siyasi yorumculara göre; Burnham’in kabinesinde yer alması beklenen isimler şöyle:

  • Maliye: Darren Jones - Reuters’a göre Burnham özellikle bu görevi liderliği kesinleşmeden açıklamayacak. Mali piyasaların tercini açısından da güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.
  • Sağlık: Wes Streeting - Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) reformundaki deneyimi nedeniyle yeniden kabinede yer alabileceği konuşuluyor.
  • Enerji / İklim: Ed Miliband - Burnham’ın yakın çalışabileceği isimlerden biri. 2010-15 arasında partinin lideriydi.
  • Yerel Yönetimler: Angela Rayner - Burnham’ın yerel yönetimlere daha fazla yetki verme planıyla uyumlu bir isim olarak değerlendiriliyor.

Asıl değişim yetki devri

Brexit karşıtı olan Burnham’ın ilk konuşmalarından çıkan en önemli mesaj ise kabineden çok yönetim modelini değiştirmeyi hedeflediği yönünde.

Yetkilerin Londra’dan bölgelere devredilmesi, Manchester’da “no. 10 north” adıyla ikinci bir başbakanlık koordinasyon ofisi kurulması, belediye başkanlarına eğitim, konut ve ulaşım gibi alanlarda daha fazla yetki verilmesi, kamu-özel sektör ortaklığıyla uzun vadeli sanayi ve altyapı yatırımlarının artırılması bekleniyor. Birleşik Krallık’ta belediyeler küçük bir hükümet gibi. Bölgedeki karakollar, hastaneler ve okullar belediye yönetiminde. Buna rağmen merkezi yönetim yerel yönetimin yetkilerini artırmaya çalışıyor. Yani, zaten yetkisiz olan belediyelerin kendi işlerini görebilmesi için ihale ve şirket kurma yetkilerine bile el konulmuş durumda olan Türkiye’nin tersine bir durum var.

Ne diyelim gelen gideni aratmasın da... Gerçi Starmer’in yerine kim gelse aratmaz gibi...

Kaynağa Git

İlgili Haberler