FIFA’ya “karanlık kurum” denmesi boşuna değil. Dünya futbolunu yöneten bu yapı, yalnızca kupaları, kuralları ve organizasyonlarıyla değil; darbelerle, diktatörlüklerle, rüşvet iddialarıyla ve kirli pazarlıklarla da anıldı. 1978 Arjantin Dünya Kupası, askeri cuntanın propaganda sahnesine dönüştü. FIFA buna güçlü bir itiraz göstermedi. Sonraki yıllarda yayın hakları, sponsorluk anlaşmaları, Dünya Kupası ev sahipliği seçimleri ve 2015’te patlayan büyük yolsuzluk operasyonları bu imajı daha da güçlendirdi. Bu yüzden FIFA, sadece futbolun değil, küresel güç ilişkilerinin de gölgeli kurumlarından biri sayılıyor…
Yazmayla bitmez karanlık ilişkiler ağı: Dünya Kupalarının siyasi tercihlerle verilmesine son örnek Katar oldu. Bu kararı sonrasında FIFA'nın siyasi ve ekonomik hesaplarla hareket ettiği yönündeki eleştiriler arttı…
Bu dünya kupasına ise, Ukrayna ile savaştığı gerekçesiyle Rusya’nın gitmesine izin vermezken, Gazze'de soykırım yapan İsrail'e hiç sesini çıkarmadı….
FUTBOLA KARŞIYDILAR
FIFA’nın Rusya’ya izin vermemesi bu ülke için iyi mi kötü mü oldu? Soru absürt gelebilir size, açıklayayım:
Bolşevikler, tıpkı Avrupalı sosyalistler gibi taraftar sporlarına karşıydı ki bunun başında futbol geliyordu!
Futbol kapitalizmin bir aracıydı. Kitlelerin zihni gereksiz bilgiler dolduruluyor, kitleler taraftarlık kimliğiyle bölünüyordu.
Her türlü dünyevi meseleyi rasyonalite-verimlilik üzerinden hesaplayan Bolşevikler, Hitler-Mussolini aksine futbola soğuk durdu.
-Futbol profesyonelliği ve para ilişkisini teşvik ediyordu.
-Seyirciyi pasifleştiriyor, insanları tribüne hapsediyordu.
-Kolektif beden eğitimi yerine yıldız sporcular yaratıyordu.
Sovyet yöneticileri daha çok jimnastik, kitlesel beden eğitimi, atletizm ve işçi sporlarını destekledi. Amaç seyirci değil, spor yapan toplum yaratmaktı.
Lenin'in sporla ilgisi yürüyüş, yüzme, bisiklet, paten ile sınırlıydı. Futbola tutkusu, takım taraftarlığı ya da futbol üzerine belirgin sözü yoktu.
Stalin ise satranç ve bilardo maçlarını tercih ederdi…
FUTBOL GERÇEĞİNİ GÖRDÜLER
Zamanla işçi kulüpleri kurulmaya başladı. Çünkü yöneticiler kısa sürede bir gerçeği fark etti: İnsanlar futbolu seviyordu.
Stalin futbolun olağanüstü bir propaganda ve prestij aracı olduğunu gördü. Bu dönemde ; ordu kulübü CSKA Moskova, gizli servisin kulübü Dinamo Moskova, sendikaların kulübü Spartak Moskova ülkenin en güçlü takımlarına dönüştürüldü.
Tribünler milyonlarca insanı bir araya getiren yeni sosyal alanlar haline geldi. Artık futbol, "burjuva oyunu" değil; Sovyet sisteminin üstünlüğünü dünyaya gösteren bir vitrin olarak görülüyordu.
TÜRKİYE DESTEĞİ
Stalin 1930’larda dış politikada futbolu araç etmek istedi. Fakat Bolşevik düşmanı Avrupa Sovyet milli takımı ile maç yapmaya yanaşmadı.
Sovyetler’e destek Türkiye’den geldi. 1930'larda on üç karşılaşma yaptılar. Sekiz maçı Sovyetler kazandı, dört maç berabere bitti. Türkiye bir kez yenebildi…
Ancak Türkiye yol açtı, Sovyet milli takımı İngiltere'ye davet edildi. Arsenal’ı 4-3 yendi, Chelsea ile 3-3 berabere kaldı.
Yine de Moskova, Batı’daki gibi spor çılgınlığının ülkeye uğramasını istemiyordu…
FIFA Bolşeviklerin tavrını bildiği ise Sovyetler’i futbol tüketimiyle teslim almak istiyordu! 1946’da üye kabul etti. Ve, Sovyetler 1966 dünya kupasına katıldı, dördüncü oldu. Bu tarihlerindeki en büyük futbol başarıydı. O turnuvada kaleci Lev Yaşin kaleciliği baştan yarattı. Ceza sahası dışına çıkıp oyun kuruculuk yapması gibi…
Brejnev CSKA maçlarını izlemeye giden futbol tutkunu bir başkan olsa da Moskova’nın futbolu tüketimi artırıcı, Sovyet kimliğini parçalayıcı tavrı sürdü…
FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİL
Sonuçta…
İroniye bakın: Bir zamanlar Bolşeviklerin "burjuva oyunu" diye mesafe koyduğu futbolu, bugün FIFA Rusya'ya kapattı! Aslında değişmeyen tek gerçek var: Futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı.
Bugün FIFA, hangi ülkenin sahaya çıkacağına karar veren küresel otorite gibi davranıyor. Oysa, 1978 Arjantin cuntasına sessiz kalan, yıllarca rüşvet iddialarıyla anılan ve Dünya Kupalarını siyasi tartışmaların gölgesinde dağıtan da aynı FIFA. İşte FIFA'nın en karanlık yüzü bu: Futbolun kurallarını yönetirken, kendi siyasi ve ahlâki sicilini hiç sorgulamaması…
FIFA’nın tavrı belki de Rusları futboldan soğutur kim bilir, zaman gösterecek.
Mehmet Ali Gürbüz
Odatv