Wyoming'de kömür çıkarmak amacıyla kelepir fiyata satın alınan eski bir maden, yapılan analizlerin ardından ABD'nin Çin'e karşı en büyük kozu haline geldi.
İş insanı Randall Atkins, 2011 yılında ABD’nin Wyoming eyaletindeki Sheridan yakınlarında bulunan "Brook Madeni" adlı eski ve terkedilmiş bir kömür madenini yaklaşık 2 milyon dolar gibi oldukça düşük bir bedelle satın aldı. Atkins’in başlangıçtaki tek amacı standart kömür madenciliği yapmaktı. Ancak ABD Enerji Bakanlığı laboratuvarı ile ortaklaşa yürütülen teknik analizlerin ardından projenin ve ülkenin ekonomisi tamamen değişti.
Yapılan laboratuvar çalışmalarında sahanın altında nadir toprak elementleri yatağı olduğu görüldü.
Madende yüksek teknoloji ürünü güçlü mıknatıslar, elektrikli arabalar, rüzgar türbinleri, akıllı cihazlar ve en hassas savunma sanayii sistemlerinin üretiminde hayati öneme sahip olan neodim, praseodim, disprosyum ve terbiyum gibi elementlerin varlığı tespit edildi.
Küresel pazarın neredeyse tamamını domine eden Çin’e karşı dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıyan keşif, on yıllardır ABD topraklarında bulunan ilk yeni nadir toprak madeni olarak sunulmaya başlandı.
Keşfin dünya basınında manşetlere taşınmasının asıl sebebi, madende saklı olan cevherin toplam değerinin 37 milyar dolara ulaşabileceğine dair tahminler oldu. 2 milyon dolarlık bir yatırımdan milyar dolarlık bir hazineye uzanan sıçrama, kısa sürede küresel çapta viral bir anlatıya dönüştü.
"MİLYAR DOLARLIK HAZİNE" ŞİRKETİ NEW YORK MAHKEMELERİNDE DAVALIK ETTİ
Brook Madeni, resmi olarak faaliyete geçerek sembolik ve tarihi bir dönüm noktasına ulaşmış olsa da, madenin sahibi olan Ramaco Resources şirketinin başına gelmeyen kalmadı.
New York’ta şirketin hissedarları tarafından Ramaco Resources ve kurucusu Randall Atkins’e karşı bir toplu dava açıldı.
Yatırımcılar, şirketin madendeki keşif potansiyeli, rezerv miktarı ve gelecekteki finansal beklentiler hakkında kamuoyuna ve borsaya yanıltıcı, abartılı açıklamalar yaptığını iddia ediyor. Dava dilekçesinde, madendeki çalışmaların gerçek ilerleme hızını sorgulayan teknik raporlara atıfta bulunuldu.