İlhan Selçuk, noktalı virgüllere sanatsal bir eda ve şıklık veren dava adamı; Türkiye’nin koşullarının içinden geçerek sosyal ve siyasal kaygıları ve bu kaygıların oluşturduğu sorumluluğu üstlenmekten çekinmemiştir.
Oysa Selçuk, gençliğinin dinçliğinde, dinamizminde, toplumla, Dolmuş ve 41 Buçuk dergileriyle, mizah aracılığıyla güçlü ve alışılmamış bir bağ kurmayı denemiştir. Muhalifliği ile bilinen bu dergiler, toplumsal düzlemdeki aksaklıkları, eksiklikleri ve çarpıklıkları ödünsüz bir mizah anlayışıyla ortaya sermiştir. Mizahı seçici ve seçkin, her türden sululuktan azade, bir toplumsal iddiaya dönüştürmeyi bilmiştir. Bu dergilerin yarattığı yankının, toplumsal enerjinin sonrasındadır ki biz, İlhan Selçuk’u Yön dergisinde aktif bir mesai içinde görüyoruz.
ADALET VURGUSU
Matematikçi John Nash, Türkiye’yi ziyareti sırasında matematiğin zayıf olduğu toplumlarda adaletsizliğin de fazla olduğuna dikkat çekmişti. İlhan Selçuk da belki, hayatının ilkbaharında mizah dergileri aracılığıyla mizahla yoğun biçimde haşır neşir olarak ülkemizde toplumsal adaletsizliğin ve eşitsizliğin ne kadar köklü ve derin olduğunu fark etmişti.
İlhan Selçuk mizah olsun siyasal ve toplumsal denklemler olsun, hepsinde iddia ve dava adamı kimliğini göstermeyi bilmiştir.
Günümüzün hız çağında geçmişi bilmek, zamana direnenleri tanımak, geleceğimiz adına mühim ve vazgeçilmez önemdedir. İşte İlhan Selçuk, geçmiş zamanın içinden mizahıyla, romanıyla, makaleleriyle hâlâ sesleniyor bize. Shakespeare’in II. Richard’ında, Richard kendi kendisiyle, “Ben zamanı harcadım, şimdi de zaman beni harcıyor” diye konuşur. Bizler de İlhan Selçukları zamanın hızla harcadığı insanlar olmaktan çıkarmalıyız. Selçukları eskimiş kimliklere dönüştürmek istemiyorsak eğer, onları zamana rağmen, zamana direnerek günümüze taşıyabilmeliyiz.
Bugünü bilmek, yarınlar adına doğru tahminler yapabilmek için; dünü, dünün çilekeşlerini, inanç insanlarını çok iyi tanımalıyız. İlhan Selçuk, mizahıyla, dergilerde yarattığı mizah aurasıyla bugün de gündeme gelmeli, gündemin içinde bize seslenebilmelidir.
21 Haziran 2010 tarihinde Pir’e ve Hacıbektaş’ın can dostlarına emanet ettiğimiz İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk’un devirleri daim, devri asan, menzili ışıklar olsun.