Antakya’nın Odabaşı Mahallesi’nde bulunan ve 6 Şubat depremlerinde Ahmet Sayar Apartmanı’nın da yıkımına sebebiyet vererek yıkılan Ilgım Apartmanı’na ilişkin yargılama sürecine kayıp yakınları tepkili.
İddianameye göre 47, kayıp yakınlarına göre en az 85 kişinin yaşamını yitirdiği binaya ilişkin 6 Şubat’tan iki yıl sonra başlayan yargılamada beşinci celse ancak cuma günü görülebildi.
Sanıkların salona gelmediği duruşmada mahkeme, kayıp yakını avukatlarının sanıklara yönelik “davadan bağışık tutulma kararının iptali” talebini reddetti. Yapı ruhsatında imzası bulunan ve bugüne kadar dinlenmeyen ilgililerin dinlenmesi yönündeki talebi de reddeden mahkeme, birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu nedeniyle üçüncü bilirkişi raporu talebini kabul etti.
Altıncı duruşma 5 Kasım 2026’da görülecek. Binada annesi, babası ve kardeşini yitiren dava avukatlarından Abdullah Eğilmez, Cumhuriyet’e konuştu. İlk duruşmadan sanıkların davadan ayrı tutulduğunu anımsatan avukat Eğilmez, “İlk duruşmada müteahhit S.Z, yalnızca 50 km uzaklıkta olmasına ve bizim itirazımıza karşın SEGBİS ile bağlandı. Sonrasında yine itirazımıza karşın duruşmadan ayrı tutuldular ve artık gelmeye bile tenezzül etmiyorlar” dedi.
‘TALEPLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNİYOR’
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine karşın mahkemede kayda değer bir ilerleme olmamasına tepki gösteren avukat Eğilmez, “Haklı taleplerimiz anlayamadığımız biçimde görmezden geliniyor” ifadelerini kullandı.
Eğilmez, “Gelinen noktada, yıllardır sürüncemede bırakılan bu dosya bizler açısından adalet arayışından öte yeni bir yıpranma sürecine dönüştü. Bizler her celse bin kilometreyi aşan yolları aşındırırken sanıkların duruşma salonuna gelmesine dahi gerek görülmemesi ve sorularımızı dahi yöneltemiyor oluşumuz da bir garabettir. Sanıklar yargılanmıyor, bizler cezalandırılıyoruz sanki.”
Apartmana ilişkin kabul edilen iddianamede müteahhiti ve şantiye şefi S.Z, yapı denetim firması yetkilisi E.T, yapı denetim firması görevlileri S.Y. ile A.T’nin asli kusurlu, belediye yapı kontrol biriminin de tali kusurlu olduğu belirtilmiş, sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ifade edilmişti.