Ana içeriğe geç

NATO zirvesi, sanayisizleşme zırvası… Aradan kardelen gibi yükselen umutlar

NATO zirvesi, sanayisizleşme zırvası… Aradan kardelen gibi yükselen umutlar
Ekonomim.com
16

Bu hafta NATO zirvesi var. 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları Ankara’da.

Aslında neredeyse son bir aydır gündemimiz bu. Bu gündemin keyfini kaçıran da Ankara’da devreye sokulan olağanüstü güvenlik önlemleri. Baskınlar, tutuklamalar, çevre temizliği, terörist temizliği, potansiyel suçlu aramaları... Bir yandan da işin gereği...

ABD Başkanı Trump da baş konuğumuz! Heyecanla müjdelerini bekliyoruz. Açıkçası kaybettiklerimizi geri alabilmenin umudunu taşıyoruz.

İşte böyle bir olağandışılıkta olağan bir şey yazmak çok da kolay değil. Örneğin bu yazımızı kaç kişinin okuyabileceğini ve hatta göz atabileceğini açıkçası merak etmiyor değiliz.

Aslında dünyanın jeopolitiği ve yaşananlar bu NATO zirvesini gerçekten çok önemli hale getirmiş durumda. Zira dünyada öncekilerden farklı bir ortam var. Şubat ayından beri süregelen ve geçici bir ateşkes ile ateşi durdurulmuş bir ABD ve İsrail ile İran’ın savaşı, dördüncü yılına giren ve yılan hikayesine dönüşen Ukrayna ile Rusya’nın yoğunlukla tuzaklara dayalı savaşı, İsrail’in bitmeyen zorbalığı ve Lübnan üzerinden savaş çılgınlığı, Suriye’nin henüz sönmeyen potansiyel savaş ihtimali, vekaletler ve dronlar üzerinden bölgesel çatışmalar…

NATO için çok daha önemli olan, bir yandan Avrupa’nın güvenliği meselesi ve bir yandan da ABD’nin Çin’i ezeli rakip konumuna getirerek her türlü çatışma zemini hazırlama ortamı. Elbette ABD’nin kendi iç ve dış gündemi…

Gerçekten de bu gelişmeler Ankara NATO zirvesini çok önemli hale getirmiş durumda.

Ancak bir yandan da ekonomimizin ve özellikle sanayimizin içinde bulunduğu daha doğrusu uzun bir süredir içine düştüğü, göz ardı edemeyeceğimiz durum var. Gerçekten çok ciddi kan kaybı yaşayan bir sanayi kesimimiz var.

İşte böyle gündemlerin birbirini izlediği veya üstünü kapattığı ortamda “kardelen çiçeği” gibi aradan yükselen umutlar da var.

Bu umudun önemli bir adresi, hazır giyim ve tekstil sektöründeki derin açmazdan çıkışın yollarını ortaya koyan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD). Derneğin Başkanı Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özgören tarafından kaleme alınan ve tarafları sektör ile Ticaret Bakanlığı’nın olduğu muhteşem bir çalışma.

Çalışmaya, girişte çok güzel ve bir o kadar da anlamlı Türk atasözü konulmuş: “Göz odur ki dağın arkasını göre, akıl odur ki başa geleceği bile”…

Çalışmanın başlığı “Vizyon 2050 Stratejik Uzgörü”. Çeyrek yüzyıllık kısa, orta ve uzun vadeyi içeren bir strateji belgesi. Çalışmanın özgünlüğü veya zenginliği; hem tarifeler gibi ticaret politikaları, hem yapay zeka gibi teknolojik gelişmeler ve hem de tercihleri değişen tüketici profilini içermesi. Açıkçası üç boyutlu olması.

Çalışmada Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün rakamları da yer almış. Şöyle ki;

- Dünya ticaretinde tekstilin payı yüzde 4.35 artarken Türkiye’nin payı yüzde 5.58 daralmış,

- Hazır giyim ve tekstil ihracımız yüzde 6.3 düşerek 16.8 milyar dolara gerilemiş,

- Hazır giyim sektörümüzün dünya ticaretindeki yapı 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ün altına inmiş,

- AB ticaretindeki payımız da yüzde 5’in altına gerilemiş.

  • döneminde;

- Asgari ücret yüzde 351 artmış,

- Enflasyon yüzde 216 yükselmiş,

- Politika faizi yüzde 241 artış kaydetmiş,

- Oysa kur sepetindeki artış sadece yüzde 144’de kalmış.

Dolayısıyla son 3 yılda sektörde yaklaşık 400 bin kişiye yakın işsiz artışı olmuş ve 10 bin firma da kepenklerini kapatmış.

Zaten sanayi kesiminin genelinde de bu gidişatı görmek mümkün. Nisan ayı verilerine göre Ocak ayında sanayi üretim endeksi bir önceki yıla göre yüzde 1,8 ve Mart ayında yüzde 1.1düşmüş. Bu düşüş aylık değişimde de aynen kendisini göstermiş. Nisan ayında toplam sanayi biraz toparlamış ve artışa geçmiş.

Aynı şekilde İSO’nun yayımladığı PMI verisi de 2026 Nazıran ayında 50’nin altına düşerek 47,1’e gerilemiş. Sektördeki performans gerilemesi son 27 aydan beri üst üste zayıflama eğilimi göstermiş.

TGSD’nin raporunda; 2026-2030 dönemi kanamayı durdurma, 2020-2040 orta vadede değerine taşıma ve 2040-2050 arası uzun vadede de liderliğe ulaşma olarak hedeflenmiş. Özellikle ekosistemin parçalarını oluşturan fikri mülkiyet güvencesi, adil rekabet koşulları, değişen tüketici profili gibi alt unsurlar üzerinde de durulmuş.

En iyisi, yürekten tebrik ettiğimiz TGSD yönetiminin bu raporunu satır satır okumak ve tüm yandaşlar olarak çözümün bir parçası haline gelmek. Böylece asıl gündemimizden kopmamak!..

Kaynağa Git

İlgili Haberler