Ana içeriğe geç

Olağanüstü NATO önlemlerine DEM Parti'den sert tepki: Kent açık cezaevine çevrildi

Tuncer Bakırhan partisinin haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada Ankara'da alınan NATO yasaklarına ithafen, "Kent adeta açık cezaevine çevrildi. Bir zirveye mi hazırlanılıyor, savaşa mı hazırlanılıyor belli değil" dedi.

Olağanüstü NATO önlemlerine DEM Parti'den sert tepki: Kent açık cezaevine çevrildi
Halk TV
16

Türkiye yoğun ve olağanüstü önlemler ile Ankara'da yapılacak olan NATO zirvesine hazırlanırken muhalefet partilerinin hükümet tarafından alınan kararlara sert tepkiler sürüyor. Partisinin haftalık grup toplantısına konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, başkentin açık bir cezaevine çevrildiğini söyledi.

" ZİRVEYE Mİ HAZIRLANILIYOR, SAVAŞA MI ?"

Bakırhan, başkentte alınan önlemlere ve Macron'un sabah koşusu için parkın kapatılması iddialarına değindi:

"Ankara’ya bakın; kent adeta açık cezaevine çevrildi. Bir zirveye mi hazırlanılıyor, savaşa mı hazırlanılıyor belli değil. Ellerinden gelse “evinizin penceresini bile açmayın” diyecekler. Koca başkent, birkaç protokol aracının rahat geçişi için resmen kapatılıyor. Bazı liderlerin sabah koşusu için parkların kapatılacağı konuşuluyor. Ankara’da yaşayanlar, kendi kentlerinde neredeyse fazlalık gibi görülüyor.


"KÜRESEL SİYASETİN HAYATİ DÜĞÜMÜ ORTADOĞU’DUR"

Bakırhan, son beş yılda NATO'nun tehdit tanımını genişlettiğini, bu dönüşümün faturasını da halkların bütçesine yüklendiğini savundu:

"Son beş yılda NATO, tehdit tanımını genişletti; Ukrayna savaşını yeniden yapılanmanın merkezine koydu, Avrupa sınırlarını aşarak küresel bir güvenlik blokuna dönüştü. Ve bu dönüşümün faturasını da halkların bütçesine yükledi. Çok uzağa gitmeden, sadece son beş yıla baktığımızda şu sonucu net biçimde görürüz: üvenlik büyüdükçe demokrasi küçüldü. Halklar büyük acılarla ve ağır sorunlarla baş başa bırakıldı.

İşte tam da böyle bir konjonktürde 2026 NATO Zirvesi Ankara’da toplanıyor. Ankara’da toplanıyor olması tesadüf değildir. Çünkü küresel siyasetin hayati düğümü Ortadoğu’dur. Burası, bütün büyük kararların test edildiği coğrafyadır. Biz bu zirveyi, daha önce karar altına alınan NATO 2030 konseptinin devamı olarak okuyoruz. Yeni savaş ve güvenlik mimarisinin yeni halkası olarak görüyoruz.

Açık konuşalım: Halklara daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, daha fazla barış vadeden bir toplantıdan söz etmiyoruz. Bu zirve, masaya daha fazla silah, daha fazla cephe, daha fazla gözyaşı getiriyor. Ankara’da yeni cepheler çizenlerin zirvesi kurulurken, biz burada ezilenlerin, savaştan bıkmışların, barışı hak edenlerin sesi olarak bir aradayız."


İKİ GÜNLÜK ETKİNLİK İÇİN 12 MİLYAR LİRALIK HARCAMA

7-8 Temmuz tarihleri arasında yapılacak olan zirve için alınan tedbir ve yapılan harcamaların şimdiden 12 milyar liraya ulaştığının söylendiğini ifade eden Bakırhan, sadece protokol yolundaki diket bahçeler için 9.5 milyar lira harcandığını söyledi:

"İki günlük bir etkinlik için şimdiye kadar yaklaşık 12 milyar TL harcandığı ifade ediliyor. Mesela yolların yapımına 9,5 milyar lira harcanmış. Protokol yolundaki göz zevki için ise 69 milyon TL’lik dikey bahçeler yapılmış. Alçılar sıvalar boyanıp üzerine NATO ve barış afişleri yapıştırılmış.

Yolların yapılması, çiçeklerin ekilmesi için bu memlekete illa bir askeri zirve mi gerekiyor? Hakkâri’nin yolu ne olacak? Halkın yıllardır beklediği hizmetler ne olacak? Geçen yıl NATO’nun Hollanda zirvesinde, üye ülkelerin askeri harcamalarını yüzde 5’e çıkarma kararı alındı. Bunun Türkiye’ye faturası yılda 40 milyar dolar. Bu da bütçenin yaklaşık yüzde 11,5’ine denk geliyor.

Yani bu 40 milyar dolarlık dayatma; eğitimden kısılan, sağlıktan kısılan, çocuğun kitabından, işçinin ücretinden, hastanın ilacından kısılan para demektir. İktidarın derdinin ne olduğu işte bu rakamlarda gizlidir. Ekonomide “tereyağı mı, tüfek mi?” diye bilinen bir ikilem vardır. Yani halkın refahından mı yanasınız, yoksa silahlanmadan mı?

Bu iktidar cevabını çoktan verdi. Tereyağı halkın sofrasında yok. Bunlar toplumun karnını değil, güvenlikçi devletin silahını büyütüyor.Bakın bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 114 bin 576 liraya dayanmış durumda. Allah’tan korkun! İnsanlar kirayı, faturayı, pazarı, okul masrafını düşünerek yaşıyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler