Ana içeriğe geç

Trump'tan Türkiye kararı: KAAN motoruna kişisel onay, F-35 için formül talimatı

ABD Başkanı Trump, Türkiye'ye KAAN motorlarının satışı için kişisel müdahalede bulunarak resmi onayı Kongre'ye sundu. Yaptırımları aşmak için ticari satış yönteminin seçildiği belirtilirken, F-35 programı için de S-400'lerin üçüncü ülkeye devri NATO Zirvesi öncesi masadaki seçenekler arasında

Trump'tan Türkiye kararı: KAAN motoruna kişisel onay, F-35 için formül talimatı
Gazete Oksijen
16

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN için F110 motorlarının satışının önünü açacak kişisel bir müdahalede bulunurken, F-35 savaş uçaklarının gelecekte Ankara'ya teslim edilip edilemeyeceğine dair yasal inceleme talimatı verdi.

Kathimerini'nin haberine göre Türkiye’nin 5. nesil uçağı KAAN için tedarik edilmesi planlanan F110 motorları, F-35 programında olduğu gibi sert yasal kısıtlamalarla karşı karşıya değildi ve Kongre’de de büyük bir direnç görmedi. Bu nedenle Washington açısından bu satış, nispeten daha kolay bir siyasi ve hukuki taviz olarak değerlendirildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın motor satış teklifini gayriresmi istişareler için Kongre’ye gönderdiği şubat ayından bu yana dosya, Kongre genelinde büyük bir muhalefet olmamasına rağmen adeta dondurulmuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı görüşmelerde defalarca gündeme getirdiği bu tıkanıklığın arkasında iki ana neden yatıyordu:

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks’in çekinceleri ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın süreci hızlandırmak için somut bir çaba sarf etmemesi.

İstişare sürecine katılan diğer üç kritik isim; Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı James Risch, komitenin kıdemli Demokrat üyesi Jeanne Shaheen ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Brian Mast başlangıçta dile getirdikleri itirazları hızla geri çekti.

Demokrat üye Meeks, bakanlıktan satışın gerekçesi, gerekliliği ve sonuçlarına dair ısrarla açıklama talep ederek süreci bloke etmeye devam etti. Meeks, salı akşamı kendisine sadece "ilerleme yönünde siyasi bir karar alındığının" tebliğ edildiğini belirterek, "Dışişleri Bakanlığı kararını gerekçelendirme zahmetine bile girmedi. Acil durum yetkisi kullanmadılar veya yazılı bir açıklama yapmadılar. Sadece bildirdiler" diyerek tepki gösterdi.

Süreç hakkında neler biliniyor?

Beyaz Saray yönetimi, çarşamba günü satışı resmi olarak Kongre'ye bildirdi. Bu aşamadan sonra Kongre’nin satışı engellemek için elindeki tek mekanizma "ortak bir ret tasarısı" (joint resolution of disapproval) sunmak.

Önümüzdeki 15 gün içinde böyle bir tasarı sunulması beklense de Kongre genelinde gerekli çoğunluğu sağlaması uzak bir ihtimal olarak görülüyor.

Tasarı her iki meclisten geçse bile Başkan Trump’ın bunu veto etme yetkisi bulunuyor. Başkanlık vetosunu geçersiz kılmak için hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da üçte ikilik bir çoğunluk gerekiyor ki mevcut siyasi dengelerde bu durum gerçekçi görünmüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı bildirisinde ihracat yetkisinin "siyasi, askeri, ekonomik, insan hakları ve silah kontrolü" gibi kriterler değerlendirilerek verildiğini savunsa da, arka planda Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan kişisel ilişkisine öncelik verdiği değerlendiriliyor.

Trump’ın bu hamlesinde, Ege’deki stratejik dengelerin Yunanistan aleyhine değişebileceği riski veya İsrail’in endişeleri gibi faktörleri ikinci plana ittiği görülüyor.

CAATSA yaptırımlarını bypass eden formül

Bu kritik işlemde en dikkat çekici unsur, satışın yöntemi oldu. Motor satışı, hükümetler arası bir mekanizma olan Yabancı Askeri Satışlar (FMS) programı yerine, Doğrudan Ticari Satış (DCS) olarak kurgulandı.

Bu yöntemle ABD'li üretici şirket, Dışişleri Bakanlığı'ndan aldığı lisansla doğrudan yabancı alıcıya ihracat gerçekleştirebiliyor.

Bu ayrım Türkiye için oldukça kritik. Çünkü KAAN programı, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alınması nedeniyle ABD'nin CAATSA yaptırımları listesinde bulunan Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) çatısı altındaki Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından yürütülüyor.

DCS mekanizmasının tercih edilmesi, Beyaz Saray’a ihracatı doğrudan TUSAŞ’a yapma esnekliği tanıyor ve böylece işlem SSB'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarına takılmamış oluyor.

F-35 dosyasında S-400 için üçüncü ülke formülü

F-35 cephesindeki hukuki durum ise tamamen farklı bir boyutta. Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi ve uçakların teslimatı, 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın (NDAA) 1245. maddesi uyarınca (S-400 mülkiyeti devam ettiği sürece) kanunen kesin bir dille yasaklanmış durumda.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in konuyla ilgili soruya siyasi bir yanıt vermek yerine "hukuki inceleme sürüyor" diyerek yaklaşması da bundan kaynaklanıyor.

Vance, Başkan Trump'ın talimatıyla Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının, yasada aranan şartların yerine getirilip getirilemeyeceğini incelediğini açıkladı. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Mast'ın önümüzdeki günlerde bu konuda basına kapalı, gizli bir brifing alacak olması da F-35 dosyasının daha somut bir faza geçtiğini gösteriyor.

Teorik olarak bu yasağın kalkması için ya S-400’lerin statüsünün tamamen değişmesi ya da Kongre'nin yasayı değiştirmesi gerekiyor.

Washington'daki yasal kaynaklara göre, Trump yönetimi yasayı değiştirmeden alternatif hukuki yorumlarla bu engeli aşabilir.

Eğer S-400 sistemleri uzun vadeli depolamaya kaldırılırsa, gayriaktif hale getirilirse veya kontrolü üçüncü bir tarafa (örneğin ABD’ye) devredilirse, yönetim Kongre’ye "yasağın konmasına neden olan fiili durumun kökten değiştiğini" argüman olarak sunabilir.

Bu formül, yasa değişikliğine gerek kalmadan F-35 transferinin önünü açabilir.

Washington'da İsrail'in askeri üstünlüğü tartışması

Öte yandan Washington’daki İsrail lobisi çevrelerinde yeni bir tartışma başladı. KAAN savaş uçağı programının hızlanmasının, ABD’nin Orta Doğu ülkelerine gelişmiş silah satarken gözetmekle yasal olarak yükümlü olduğu "İsrail’in Niteliksel Askeri Üstünlüğü" (QME) kriteri çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılıyor.

Türkiye’nin bir NATO ülkesi olması nedeniyle bu kriterin Ankara için aynı şekilde uygulanıp uygulanamayacağı konusu ise Washington’da şimdilik gri bir alan konumunda.

Kaynağa Git

İlgili Haberler