Ana içeriğe geç

İran Milli Savunma Üniversitesi Başkanı Tümgeneral Esmail Ahmadi-Moghaddam anlattı: Tahran, ‘bir sonraki savaş’a nasıl hazırlanıyor?

İran’ın savaş stratejilerini şekillendiren çekirdek kadrodan bir ismi Tahran’da dinledik. Bu sayede, İran cephesinin, komuta zincirinden savaş ekonomisine, Hürmüz Boğazı’ndan bilişsel harbe sistemli bir biçimde, beklenen ‘yeni savaşa’ nasıl hazırlandığını yerinde gözlemledik.

İran Milli Savunma Üniversitesi Başkanı Tümgeneral Esmail Ahmadi-Moghaddam anlattı: Tahran, ‘bir sonraki savaş’a nasıl hazırlanıyor?
Cumhuriyet
16

Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesi için ziyaret ettiğimiz İran’ın başkenti Tahran, taziye törenlerinin yanı sıra, yoğun bir askerî ve stratejik değerlendirme trafiğine de ev sahipliği yapıyor.

Yabancı basın mensuplarının yakından takip ettiği toplantılardan biri de 5 Temmuz’da Tahran’daki Esteghlal Hotel’de düzenlendi. İlk bakışta rutin bir değerlendirme toplantısı gibi görünen program, aslında İran’ın, İsrail ve ABD ile yaşadığı son çatışmalardan çıkardığı dersleri, gelecekteki olası savaş senaryolarını ve yıllardır inşa ettiği savunma doktrinini de ortaya koyan dikkat çekici mesajlar içeriyordu.

Toplantının konuşmacısı ise bu mesajlara ayrı bir ağırlık kazandırıyordu. İran Yüksek Millî Savunma Üniversitesi Başkanı Tümgeneral Esmail Ahmadi-Moghaddam, İran’ın savaş ve savunma stratejilerinin şekillendiği en önemli kurumlardan birinin başındaki isim.

Ahmadi-Moghaddam’ın konuşması, İran’ın ‘bir sonraki savaş’a hangi anlayışla hazırlandığı konusunda önemli bilgiler içeriyor.

‘MOZAİK SAVUNMA’ NEDİR?

Ahmadi-Moghaddam’ın konuşmasının merkezinde ‘Mozaik Savunma Doktrini’ yer aldı. İranlı general bu modeli, ‘her bir şehir ve bölgede yer alan tüm askerî birimlerin, merkezle bağlantıları kesilse bile savaşa devam etmelerine olanak tanıyan bir tür savunma stratejisi’ olarak tarif etti.

Komuta merkezlerinin hedef alınmasının ya da haberleşme ağlarının çökertilmesinin savaşın sonu anlamına gelmeyeceğini vurgulayan İranlı general, her komutanın önceden belirlenmişüç halefi olduğunu, kritik birliklerin ise bağımsız harekat planlarına sahip olduğunu kaydetti.

Burada amaç, ‘teknolojik olarak üstün bir rakibin merkezî komuta yapısını hedef alarak ülkenin tamamını felç etmesini önlemek’ olarak açıklanıyor.

“HABERLEŞME KESİLSE BİLE…”

Konuşmanın dikkat çeken başlıklarından biri de komuta ve kontrol sistemiydi. Ahmadi-Moghaddam, iletişim ağlarının tamamen devre dışı kalması ihtimalinin yıllardır planlamaların merkezinde bulunduğunu belirterek, “Bir komutan ölürse yerine geçecek isim bellidir. Haberleşme kesilse bile her birlik ne yapacağını bilir” mesajını verdi. İranlı general, füze birliklerinin hedeflerinin önceden tanımlandığını, emir-komuta zinciri aksasa bile operasyonların tamamen durmayacağını anlattı.

İran’ın, füze ve İHA saldırılarını savaş boyunca, yoğun iletişim kesintilerine rağmen günlerce sürdürebilmesi, İranlı generalin çizdiği komuta sürekliliği anlayışını destekleyen pratik gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.

Image

İRAN’IN EN BÜYÜK AVANTAJI NEYDİ?

Ahmadi-Moghaddam, İran’ın konvansiyonel güç üstünlüğüyle değil, asimetrik savaş anlayışıyla hareket ettiğini vurguladı. İranlı generale göre, dağınık konuşlandırılmış füze birlikleri, hareketli ekipler, yeraltı tesisleri ve düşük maliyetli, ancak yüksek baskı oluşturan sistemler, savaşın kaderine etki etti. Ahmadi-Moghaddam‘a göre, savaşın temelinde ‘merkezî değil dağınık güç kullanımı’ vardı.

Savaşın ardından yayımlanan uluslararası analizler de İran’ın en önemli avantajlarından birinin füze altyapısını tek merkezde toplamaması olduğuna işaret ediyordu. Bu durum, İran’ın yıllardır yatırım yaptığı asimetrik savaş anlayışının sahada belirli ölçüde dayanıklılık sağladığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

TEK CEPHE ANLAYIŞI

Konuşmanın bir diğer önemli başlığı ise Ahmadi-Moghaddam’ın ‘cephelerin bütünleşmesi’ olarak tanımladığı yaklaşım oldu.

İranlı general, Irak, Lübnan, Yemen ve diğer bölgelerdeki vekil unsurların artık birbirinden bağımsız hareket eden yapılar değil, aynı stratejik hedef doğrultusunda eş zamanlı baskı oluşturabilen bir ağ hâline geldiğini söyledi. Ona göre gelecekteki çatışmalar tek bir ülkenin sınırları içinde yaşanmayacak; farklı coğrafyalardaki aktörler aynı savaşın parçaları olarak hareket edecek.

Savaş sırasında yaşanan gelişmeler, bu yaklaşımın tamamen teorik olmadığını ortaya koyuyor.

SAVAŞ EKONOMİSİ: İÇERİDE HAZIRLIK

Ahmadi-Moghaddam’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de savaşın yalnızca cephede değil, ülke içinde de kazanıldığı düşüncesiydi. Konuşmasında, olası uzun süreli bir çatışmaya karşı ilaç, gıda ve temel ihtiyaç malzemeleri için ön hazırlık yapıldığını, kritik altyapının çalışmaya devam etmesi için senaryolar oluşturulduğunu anlattı.

Halkın savaşın pasif izleyicisi değil, kriz yönetiminin aktif unsuru olduğunu vurgulayan İranlı general, yerel yönetimler, güvenlik birimleri ve gönüllü yapıların, aynı planın parçaları olarak organize edildiğini ifade etti.

Tahran ziyaretimizde, bu faaliyeti sahada da gözlemleme fırsatı bulduk. Yerel yönetimlere ait çadırlarda sınırsız yiyecek, içecek dağıtımı ve propaganda faaliyetleri neredeyse 24 saat çeşitli yoğunluklarda devam ederken halk, kolektif savunmanın bir parçası olarak bu türden gönüllü faaliyetlerde aktif rol alıyor.

Image

İRAN’IN EN ÖNEMLİ STRATEJİK KOZU

Konuşmada Hürmüz Boğazı’na yapılan vurgu dikkat çekiciydi. Ahmadi-Moghaddam, enerji koridorları ve petrol akışının gelecekteki çatışmalarda askerî hedef olmaktan çok stratejik baskı unsuru olarak değerlendirileceğini anlattı. Hürmüz’ün yalnızca İran için değil, küresel ekonomi açısından da kritik önemde olduğunu belirten İranlı general, enerji altyapısının savaşın seyrini değiştirebilecek başlıklardan biri olduğunu kaydetti.

Açık kaynak verilerine göre, savaş sürecinde tanker trafiğinde ciddi düşüş yaşanırken, savaş riski sigorta primleri keskin biçimde yükseldi ve küresel enerji piyasaları bundan doğrudan etkilendi. Ahmadi-Moghaddam’ın konuşmasında Hürmüz’ü öne çıkarması, bu nedenle yalnızca coğrafi değil, ekonomik bir stratejinin yansıması olarak da değerlendirilebilir.

SAVAŞIN GÖRÜNMEYEN CEPHELERİ

Ahmadi-Moghaddam’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer unsur ise gelecekteki savaşın yalnızca askerî araçlarla yürütülmeyeceği yönündeki değerlendirmesiydi.

İranlı general; ekonomik baskı, psikolojik harekât, medya operasyonları, sabotaj girişimleri ve toplumsal huzursuzluk oluşturma çabalarını aynı savaşın farklı cepheleri olarak tanımladı. Suriye, Libya ve Venezuela örneklerini bu çerçevede anarak, dış müdahalelerin yalnızca silahlı saldırılarla değil, içeriden istikrarsızlık yaratmayı hedefleyen yöntemlerle de yürütüldüğünü savundu.

Bu yaklaşım, İran’ın son yıllardaki resmî güvenlik literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘bilişsel savaş’ kavramıyla da örtüşüyor. İran Yüksek Millî Savunma Üniversitesi’nin konferansları ve yayınlarında ekonomik yaptırımlar, bilgi operasyonları, kamuoyu yönetimi ve toplumsal dayanıklılık, klasik askerî planlamanın ayrılmaz parçaları olarak ele alınıyor.

“BİR SONRAKİ SAVAŞ…”

Konuşmanın bütününe bakıldığında Ahmadi-Moghaddam’ın asıl odağının geride kalan çatışmayı kronolojik olarak değerlendirmek olmadığı görülüyor. Mozaik Savunma’dan komuta sürekliliğine; asimetrik harekâttan savaş ekonomisine kadar ele alınan her başlık, İran’ın gelecekte karşılaşabileceği daha uzun ve daha karmaşık bir çatışmaya yönelik hazırlıklarının parçaları olarak sunuluyor.

Konuşmanın satır aralarında öne çıkan mesaj da bu noktada şekilleniyor. İran güvenlik bürokrasisi, bir sonraki savaşı ekonomiden medyaya, enerji hatlarından vekil güçler ve halk seferberliğine kadar çok katmanlı bir bütünleşik mücadele olacağını öngörüyor.

Ahmadi-Moghaddam’ın Tahran’da yaptığı değerlendirme de, geride kalan savaşın muhasebesinden çok, İran’ın ‘bir sonraki savaşa’a hangi askerî ve stratejik anlayışla hazırlanacağını anlatan bir yol haritası niteliği taşıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler