Ana içeriğe geç

Mahmut Arıkan: İsrail 'civitas non grata' ilan edilmeli

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, D-8'in 29. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, "D-8'in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır" derken, İsrail'in 'civitas non grata' ilan edilmesi çağrısında bulundu.

Mahmut Arıkan: İsrail 'civitas non grata' ilan edilmeli
Nefes Gazetesi
16

Saadet Partisi, D-8'in 29. kuruluş yıldönümü nedeniyle İstanbul Çırağan Sarayı'nda program düzenledi. Programa, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan ve Filistin-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mazen Alhasasneh katıldı.

"D-8 DÜNYANIN GİDİŞATINA İTİRAZ EDEN BÜYÜK BİR MEDENİYET ÇAĞRISIDIR"

Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, buluşmanın ülkeler, bölgeler ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Arıkan, D-8'in Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vizyonu, inancı ve emeğinin bir eseri olduğunu belirterek, D-8'in kuruluşunda yer alan ve hayatını kaybeden liderlere rahmet, hayatta olanlara ise sağlık ve uzun ömür diledi.

Arıkan, "D-8 dünyayı derinden sarsmış, küresel sistemi adeta panikletmiştir. Çünkü D-8, bugünün sözde uluslararası kuruluşları gibi göstermelik ve yalnızca Siyonizm'in çıkarına hizmet eden, karikatürize bir yapı değil, dünyanın gidişatına itiraz eden büyük bir medeniyet çağrısıdır" diyen Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

- "Çünkü Siyonizm'in orkestra şefliğindeki uluslararası düzen; 'demokrasi', 'insan hakları', 'özgürlükler', 'hukukun üstünlüğü' gibi içini boşalttıkları kavramların arkasına artık saklanma gereği bile duymuyor. Öte yandan; biz yaklaşık 100 yıldır 'laiklik nedir' sorusunun cevabını ararken, Siyonist rejim dini ve tarihi referanslarını, coğrafi yayılmacılığının aracı haline getirerek burnumuzun dibine kadar geldi. 'Vaat edilmiş topraklar' safsatası üzerinden şekillenen yayılmacı anlayışı, bugün yalnızca bölgesel barışı değil, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını tehdit ediyor.

- Birilerinin 'komplo teorisi' dediği argümanlar, bugün soykırım politikalarının meşruiyet zemini haline geldi. Bunun en acı, en çıplak ve en yakıcı örneğini bugün Gazze'de görüyoruz. Gazze'de 'soykırım' devam ediyor. Hem de bütün dünyanın gözleri önünde; ateşkeslere rağmen, anlaşmalara rağmen, uluslararası hukuka ve kuruluşlara rağmen devam ediyor. Artık şunu herkesin görmesi gerekir: İnsanımız bu gerilimi artık kaldıramaz.

- Çünkü bu gerilim; şehirlerin üzerine bomba olarak düşüyor, annelerin yüreğine ateş olarak düşüyor, çocukların geleceğine karanlık olarak düşüyor. Coğrafyamız bu gerilimi kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; ülkeler arası ticareti zayıflatıyor, enerji yollarını tehdit ediyor, gıda güvenliğini kırılgan hale getiriyor. Dünya bu kadar gerilimi artık kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; bütün ekonomileri sarsar, yeni göç dalgalarını tetikler, ortak geleceği tehdit eder."

"İSRAİL CIVITAS NON GRATA İLAN EDİLMELİDİR"

Arıkan, sözlerine şöyle devam etti:

- "Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel, İsrail'in mevcut politikalarıdır. Son dönemde ABD'nin İran ile gerilimi düşürmeye ve yeni bir diplomatik denge oluşturmaya yönelik girişimleri dikkatle takip edilmelidir. Kuşkusuz bölgesel tansiyonun düşürülmesine yönelik her çaba değerlidir. Ancak bu çabaların başarıya ulaşabilmesi için en önce İsrail'in sürekli kriz üreten politikaları hesaba katılmalıdır.

- İsrail'in, anlaşmanın ilan edildiği ilk saatlerde Lübnan'ı vurması bir tesadüf değildir. Öte yandan, yaşananları 'Netanyahu ve hükümeti' üzerinden okuyan anlayışa da dikkat çekmek istiyoruz. Bugün tartışılması gereken şey; 'persona non grata', yani tek tek kişiler değil, belirli devlet politikalarının uluslararası toplum nezdindeki meşruiyetidir.

- 'Civitas non grata' kavramı, barışa, hukuka ve insanlık değerlerine sistematik biçimde zarar veren devlet politikalarının uluslararası vicdanda mahkum edilmesini ifade eden yeni bir siyasi ve ahlaki çerçeve olarak geliştirilmelidir. Amaç bir halkı ya da bir inancı hedef almak değildir. Mesele; şahısları, hükümetleri, dönemleri aşmış, sistematikleşmiş bir devlet pratiğine dönüşmüştür."

"GELİN BARIŞIN VE ESENLİĞİN OLDUĞU YENİ BİR DÜNYA KURALIM"

Mahmut Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

- "Dünyada var olduğunu ve tamamen Siyonizm'e hizmet ettiğini bildiğimiz Epstein koalisyonuna, finans oligarşisine, küresel medya tekellerine rağmen İsrail'in bu devlet pratiğine topyekun karşı koyabilecek kudret D-8'de fazlasıyla mevcuttur. D-8; Asya'dan Afrika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya uzanan bir stratejik kuruluştur. Enerji üretim alanlarının, ulaşım ve nakil yollarının üzerindedir.

- İstanbul Boğazı'ndan Çanakkale'ye, Süveyş Kanalı'ndan Aden Körfezi'ne, Hürmüz Boğazı'ndan Hazar Denizi'ne varıncaya dek çok önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere her türlü yer altı ve yer üstü zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Ama hepsinden önemlisi; sahip olduğu insan kaynağıdır. D-8 ülkeleri; 1 milyarı aşan nüfusu, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomisi, 7,5 milyon metrekareyi aşan coğrafyası ile muhteşem bir güce sahiptir.

- İşte bu açıdan bakıldığında D-8, üye ülkeler için büyük bir fırsattır. Çünkü üye ülkelerin ekonomilerini güçlendirebileceği; enerji, tarım, sanayi, teknoloji ve savunma alanlarında birbirini tamamlayabileceği büyük bir iş birliği zeminidir. D-8, bölgemiz için büyük bir fırsattır. Çünkü savaşların ve işgallerin kuşattığı coğrafyamızda barışın ve ortak kalkınmanın en güçlü imkanlarından biridir.

- D-8, dünyamız için büyük bir fırsattır. Çünkü tahakküme karşı adaleti, çifte standarda karşı hakkaniyeti temsil edebilecek tarihi bir zemindir. Ancak değerli dostlar, potansiyel tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu gücü ortak bir iradeye dönüştürebilmektir. D-8'i sadece ekonomik bir iş birliği platformu olarak görmekten çıkarmalı; bu büyük yapıyı siyasi bir hüviyete, ahlaki bir duruşa, küresel bir 'adalet' teklifine dönüştürmeliyiz. Bizim, vicdanı olan herkese bir teklifimiz var: Gelin, barışın ve esenliğin olduğu yeni bir dünya kuralım.

- Kıymetli misafirler, ne yazık ki günümüzde 'barış çağrıları', mazlumların, güçsüzlerin acizliği olarak okunuyor. Yalnızca 'güçten anlayanların' dilinden konuşulan bir dünyada kalıcı barış inşa etmek mümkün değildir. Adaleti koruyacak irade ve caydırıcılık olmadan barışın güvenliğini kimse sağlayamaz.

- D-8'in kuruluş felsefesi tam olarak budur. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, D-8'in kuruluşundaki o cesur ruhu yeniden harekete geçirmektir. O ruh, ekonomik kalkınmayı ahlaki sorumlulukla buluşturan bir ruhtur. O ruh, adaleti koruyacak yegane irade ve caydırıcılıktır. O ruh, insanlığı yalnızca bugünün krizlerinden değil, geleceğin büyük tehditlerinden de koruyabilecek bir vizyondur. Bu nedenle, D-8'in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır."

Kaynağa Git

İlgili Haberler