Ana içeriğe geç

Alüminyum piyasasında arz şoku alternatif lojistikle aşıldı

İran savaşı nedeniyle son 50 yılın en büyük arz şokunu yaşayan alüminyum piyasası, Orta Doğu'daki "karanlık geçiş" operasyonları ve Çin'in rekor üretimi sayesinde fiyat krizini atlattı.

Alüminyum piyasasında arz şoku alternatif lojistikle aşıldı
Ekonomim.com
16

Çatışmalar başladığında piyasa gözlemcileri, Hürmüz Boğazı kısa sürede yeniden açılmazsa eritme tesislerinin birkaç hafta içinde hammadde sıkıntısı yaşayacağını, bunun da üretimin durmasına yol açarak küresel piyasayı krize sürükleyebileceğini ve fiyatları ton başına 4.000 doların üzerine taşıyabileceğini öngörüyordu.

İran’ın bölgedeki eritme tesislerini füze saldırılarıyla hedef almasının ardından bu endişeler daha da arttı. Petrol ve doğal gaz dışında alüminyumun, çatışmadan en fazla etkilenecek emtia piyasalarından biri olacağı konusunda geniş bir görüş birliği oluştu.

Ancak son haftalarda Orta Doğu’daki eritme tesisleri, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen riskli seferler de dahil olmak üzere karmaşık lojistik operasyonlar yürüttü. Bu sayede alümina ve diğer hammaddelerin stokları yenilendi ve küresel arzın yaklaşık yüzde 10’unu sağlayan bölgede yaygın kapanmaların önüne geçildi. Körfez dışında ise Çin ve Endonezya’daki üreticiler, ihracatın toparlanmasını bekleyen alıcılar için küresel piyasadaki dengelerin korunmasında kritik rol oynadı.

Bloomberg'in bildirdiğine göre analistler ve yatırımcılar fiyatların bundan sonra hangi yöne gideceğine dair pozisyon alırken, piyasanın sıkışıklıktan ne kadar hızlı çıkacağı konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor.

Bank of China International Emtia Stratejisi Başkanı Amelia Xiao Fu, “Orta Doğu’ya yönlendirilen alternatif alümina sevkiyatları, Çin’den artan ihracat ve Endonezya’da yükselen üretim sayesinde tam anlamıyla fiziksel bir arz donmasının önüne geçildi. Piyasa son birkaç ayı stok tüketerek atlattı ancak bu operasyonel tamponlar artık azalmış durumda” dedi.

Orta Doğu’daki eritme tesisleri üretimde önemli kesintilere gitmek zorunda kaldı. Ancak tedarik zincirlerini güçlendirmek için yürütülen çalışmaların büyük ölçüde gizli olması nedeniyle üretim kayıplarının tam boyutunu ölçmek zorlaşıyor. Çin’deki üretim kotası ve Endonezya’daki enerji kısıtları da arz-talep dengesinin ne kadar hızlı normale döneceğini tahmin etmeyi güçleştiriyor.

Alüminyuma ilişkin fiyat hedefleri aşağı çekildi

Piyasadaki en iyimser kurumların bazıları son günlerde fiyat tahminlerini aşağı çekti. JPMorgan Chase & Co., Asya’daki güçlü arz tepkisi ve sektördeki gizli stokların agresif biçimde kullanılması nedeniyle ton başına 4.000 dolar seviyesine ulaşmanın beklenenden daha uzun süreceğini belirtti.

Diğer tarafta Goldman Sachs, Orta Doğu’daki arzın beklenenden daha yavaş toparlanacağını öngörerek tahminlerini yükseltmiş olmasına rağmen fiyatların önümüzdeki yıl ton başına 3.000 dolar seviyesine yaklaşacağını düşünüyor. Londra Metal Borsası’nda vadeli işlemler şu sıralarda yaklaşık 3.400 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Alüminyum piyasasının temel arz dengesi konusunda tahminler daha da farklılaşıyor. Citigroup son 50 yılın en büyük arz şokunun yaşandığını savunurken, Bank of America ise 76 milyon tonluk piyasada arz ve talebin büyük ölçüde dengede olduğunu düşünüyor.

Alümina akışları

Bu görüş ayrılığının bir nedeni, hammadde sıkıntısının Körfez’deki eritme tesislerinde açıklanandan daha büyük üretim kayıplarına yol açtığı beklentisi.

Ancak gemi takip şirketi Kpler’in analisti Ben Ayre’ye göre bölgeye yönelen artan alümina sevkiyatları, Hürmüz Boğazı kapalı olsa bile tesislerin stoklarını yeniden oluşturmada önemli ilerleme kaydettiğini gösteriyor.

Kpler’in analizine göre son haftalarda bazı gemiler, küresel petrol akışının tamamen durmasını önlemek için kullanılan yöntemlere benzer şekilde takip sistemlerini kapatarak, “karanlık geçiş” olarak adlandırılan seferlerle boğazdan alümina taşımaya başladı.

Daha büyük hacimlerdeki alümina ise Umman limanlarında boşaltıldı ve kamyonlarla eritme tesislerine taşındı. Bu durum bölgenin lojistik kapasitesi açısından önemli bir sınav oldu. Şirket verilerine göre bu çabalar sayesinde Basra Körfezi’ne yapılan alümina ithalatı mayıs ayında savaş öncesi seviyelere geri döndü.

Ayre, “Gerçekten sıra dışı çözümler ortaya çıktı ve bunları takip edebilmek için ciddi çaba harcamamız gerekti. Bu yöntemler tamamen benzersiz değil ancak bu operasyonların sürdürülmesine verilen önemi göstermesi açısından oldukça dikkat çekici” dedi.

Gölge stoklar

Arz sıkışıklığının boyutunu değerlendirmedeki zorluk Körfez bölgesiyle sınırlı değil. JPMorgan, küresel arz sıkıntısının piyasa üzerindeki etkisinin, izlenmesi oldukça zor olan özel stokların yoğun şekilde kullanılması sayesinde hafiflediğini belirtiyor.

Bankanın baz ve değerli metaller araştırma birimi başkanı Greg Shearer, “Müşterilerimizle konuştuğumuzda piyasada ciddi bir sıkışıklık hissedildiği açık. Ancak ilk başvurulan kaynak bu görünmeyen stoklar oluyor” dedi.

Buna rağmen Shearer, bu rezervlerin er ya da geç tükeneceğini ve sonrasında borsa depolarındaki stokların da kullanılmaya başlanacağını düşünüyor. Bu durumun fiyatları daha da yukarı taşıyabileceğini belirten Shearer, “Beklenenden daha uzun sürüyor ancak karşılanması gereken ciddi arz açıkları var” ifadelerini kullandı.

Çin sürprizi

Çinli üreticilerin davranışı da analistler için ayrı bir baş ağrısı yarattı. Savaş öncesinde alüminyum sektöründe iyimser bir hava hakimdi. Bunun nedeni Çin’deki eritme tesislerinin, uzun yıllardır devam eden arz fazlasını sona erdirebilecek 45 milyon tonluk resmi üretim sınırına yaklaşmasıydı.

Ancak savaşın başlamasından bu yana açıklanan resmi veriler, Çinli üreticilerin bu sınırın rahatlıkla üzerinde üretim yaptığını gösteriyor. Nisan ayı verileri yıllıklandırılmış bazda 47 milyon tonluk üretime işaret etti.

İhracatın hızla artmasıyla birlikte bazı analistler, Çin’in tesislerini tam kapasite çalıştırmaya devam etmesi halinde küresel arz açığını tek başına kapatabileceğini düşünüyor.

Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini değerlendirebilmek için analistlerin Çin’in üretim sınırını ne kadar sıkı uygulayacağına ve mühendislerin tesisleri tasarlanan seviyelerin üzerinde ne kadar zorlayabileceğine ilişkin tahmin yapması gerekiyor. Sektörde deneyimli bir isim bu durumu “bir fili tek parmak üzerinde dengede tutmaya çalışmak” şeklinde tanımlıyor.

Endonezya çıkmazı

Bir diğer önemli değişken ise Endonezya’dan gelebilecek yeni arz dalgası.

Endonezya’nın alüminyum ihracatındaki artış, ülkenin küresel tedarikçi olarak yükselen rolüne dikkat çekti. Ülkedeki üreticilerin, daha düşük kârlı nikel operasyonları yerine sınırlı enerji kaynaklarını alüminyum tesislerine yönlendirebileceği beklentisi güçleniyor.

Morgan Stanley Metal ve Madencilik Stratejisi Başkanı Amy Gower, “Kapasite artışlarının geleceğini biliyorduk ancak şimdiye kadar üretimin enerji yetersizliği nedeniyle geride kalacağı düşünülüyordu. Modellerimizi henüz değiştirmedik fakat enerjinin nikelden alüminyuma kaydırılması halinde yeni arz beklenenden çok daha hızlı gelebilir” dedi.

Genel tabloya bakıldığında Orta Doğu’daki arzın toparlanması, Çin’de yüksek üretimin sürmesi ve Endonezya’dan gelen hızlı arz artışı, uzun vadede fiyatların aşağı yönlü hareket edeceği yönünde bir fikir birliği oluşturuyor.

Ancak ABD ile İran kalıcı bir barış anlaşması üzerinde müzakerelerini sürdürürken, yeni arz devreye girmeden önce stokların tükenmesi nedeniyle piyasada son bir arz sıkışıklığı yaşanıp yaşanmayacağı tartışması devam ediyor.

BMO Capital Markets Emtia Araştırmaları Başkanı Helen Amos ise bu görüşe katılmıyor:

“Eğer böyle bir şey yaşanacak olsaydı şimdiye kadar yaşanmış olurdu. Büyük ihtimalle alüminyum piyasası arz açığının zirve noktasını geride bıraktı”

Kaynağa Git

İlgili Haberler