Ana içeriğe geç

Bir yılda üç ay faize çalışıyoruz

Bütçedeki faiz gediği her geçen gün büyüyor. Hazine Bakanlığı yılın ilk beş ayında vergi gelirlerini yüzde 32 oranında artırmasına rağmen dış borçlanma maliyetlerindeki artış nedeniyle vatandaştan toplanan paranın dörtte biriyle faiz borcu ödedi. Buna göre, devlete vergi veren her vatandaş bir yılın üç ayında faiz için çalışmış oldu.

Bir yılda üç ay faize çalışıyoruz
Karar
16

Hazine Bakanlığı’nın yılın ilk beş ayını kapsayan Merkezi Bütçe verileri kasadaki faiz gediğinin büyüklüğünü ortaya koydu. Yılın başında iğneden ipliğe yapılan güncellemelerle vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32.4 arttı. Bu kapsamda Ocak-Mayıs arasında Maliye 5 trilyon 304 milyar 78 milyon TL vergi tahsil etti. Aynı dönemde toplam bütçe gelirleri 6 trilyon 277 milyar 714 milyon TL, giderler de yüzde 37,4 artışla 7 trilyon 334 milyar 713 milyon lira oldu. Bütçe açığının 1 trilyon 57 milyar lira ile rekor kırdığı dönemde faize giden paranın büyüklüğü vahim tabloyu gün yüzüne çıkardı.

FAİZ GİDERİ BİR YILDA YÜZDE 51 ARTTI

eçen yılın aynı dönemine göre faiz gideri yüzde 51.1 artan Türkiye sadece beş ayda 1 trilyon 262 milyar 642 milyon lirayı buraya aktardı. Veriler toplanan her 100 liralık verginin 24’ünün faize gittiğini ortaya koyarken muhalefetten ‘86 milyon faiz için çalışıyor’ tepkisi yükseldi. Uzmanlar ise vatandaşın hızla büyüyen borç yüküne dikkat çekti. Yılın ilk beş ayında 1 trilyonluk artışla bireysel kredi ve kart borcunun 6 trilyon 896 milyar liraya ulaştığını ifade eden ekonomistler ‘Vatandaş artık gelirini artırarak değil, borcunu büyüterek ayakta kalmaya çalışıyor. Kredi kartı temel tüketimin finansman aracı oldu’ dedi.

2306krt01a-tum.jpg

HER 100 LİRA VERGİNİN DÖRTTE BİRİ FAİZE GİDİYOR

Yapısal sorunların hızla artması Türkiye’nin faiz lobisine çalışmasına neden oldu. İstatistiklere göre, Hazine topladığı her 100 liranın 24 lirasını faiz ödemelerinde kullanıyor. Uzmanlar, yüksek enflasyonun bu durumun tek bahanesi olmadığını alınan yanlış kararların faturasının kılıfı olarak kullanıldığını söyledi. Asıl sorunun ise mali disiplinsizlik ve kara deliklerin kapatılmaması olduğu vurgulandı.

Ekonomide verimli adımların atılamaması Türkiye’yi borca mecbur bıraktığı için faiz ödemeleri anormal boyutlara ulaştı. Son verilere göre yılın ilk beş ayında bütçe açığı 1 trilyon 56 milyar liraya çıktı. Toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 24 lirası faiz ödemelerine gitti. Yılın ilk beş ayında faiz ödemeleri 1 trilyon 263 milyar liraya oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre artış oranı yüzde 51,1 olarak hesaplandı. Ekonomistler, tasarrufların düşük sevide olması nedeniyle ekonomi yönetiminin her işi borçla yapmak zorunda kaldığını belirterek, borçla sürdürülen ekonomik aktivitenin fiyatının da yüksek faiz ödemesi olduğunu belirtti. Faize giden paranın her yıl giderek artmasında dış finansman ihtiyacı ve kanunun yeterince tasarruf yapamaması etkili oldu. Konu ile ilgili açıklama yapan uzmanlar bir diğer önemli gerekçeyi ise geçim derdine düşen vatandaşın tasarruf yapamamasına bağladı. Uzmanlara göre vatandaşın da ekonominin çarklarını döndürecek ve devletin elini rahatlatacak yeterli tasarrufu bulunmuyor. Nitekim son raporlara göre Türkiye’de tasarruf sahipliği oranı yüzde 51,3 seviyesinde gerçekleşiyor. Bunun büyük çoğunluğu ise yastık altı altın olarak yapılıyor. Vatandaşın yüksek enflasyon nedeniyle parasını TL’de tutmaması devletin topladığı vergiden faize her yıl daha fazla harcama yapmasına neden oluyor.

SİSTEM 2022’DEN SONRA BOZULDU

Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı daha çarpıcı sonuçlar gösteriyor. Bu oran son 10 yılın verilerine göre yüzde 15,3’ten yüzde 21,4’e geldi. Son 10 yılda en düşük oran yüzde 12,5’le 2017 yılında görülmüştü. İzleyen yıllarda artışlar, düşüşler olsa da bu oran bir daha görülmedi. 2022’den sonra ise sistemli bir bozulma trendi ortaya çıktı. 2022’de toplanan her 100 lira verginin 15,6 lirası faiz ödemelerine gidiyordu. 2023’te bu miktar 17,7 liraya, 2024’te 19,7 liraya çıktı. 2025 yılında ise vatandaştan toplanan her 100 liralık verginin 21,4 lirası faiz ödemelerine gitti. Bu faiz yükünün arkasında borçlanmadaki hızlı artış ve Hazine’nin neredeyse tefeci faizlerle borçlanması var. 2018’de merkezi yönetim borç stoku 1 trilyon bile değildi. Rakam 30 Nisan 2026 itibarıyla 14 trilyon 765,3 milyar lira olarak gerçekleşti. Toplam borcun 7 trilyon 38 milyar liralık kısmı Türk lirası cinsi, 7 trilyon 727,3 milyar liralık kısmı ise döviz cinsi borçlardan oluştu.

DIŞ BORÇTA HIZLI ARTIŞ

Konuyla ilgili bir açıklama yapan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, vatandaştan toplanan verginin okul, hastane, yatırım ve sosyal destek için değil, yanlış ekonomi politikalarının faiz faturasını kapatmak için kullanıldığını söyledi. Türkiye’nin toplam dış borç stokunun yaklaşık yüzde 47’sinin bir yıl veya daha kısa vadeli borçlardan oluştuğunu belirten Genç, “Bu veriler, ekonominin dış kaynak girişine ne kadar bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Bu borçların tamamının aynı anda rezervden ödeneceği anlamına gelmez ancak büyüklükleri yan yana koyduğunuzda, dış finansmana bağımlılığın ne kadar ağır olduğunu açıkça görürsünüz” dedi. Genç, bütçe verilerinin de iktidarın “mali disiplin” söylemiyle çeliştiğini söyledi. Mayıs ayında merkezi yönetim bütçesinin 298,2 milyar lira açık verdiğini, oysa geçen yılın aynı ayında 235,2 milyar lira fazla oluştuğunu belirten Genç, faiz dışı bütçede de 346 milyar liralık fazlanın 169 milyar liralık açığa dönüştüğünü kaydetti. Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 402,3 milyar dolar, yurt dışı varlıkları 406 milyar dolar, yükümlülükleri ise 808,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. İktidarın yılın ilk aylarındaki geçici vergi tahsilatı ile bütçe açığının küçüldüğü algısı yarattığını söyleyen Genç, “Mayıs verisi bu makyajı bozdu. Bütçe açığı patladı, faiz dışı denge de bozuldu” eleştirisinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler