Ana içeriğe geç

BBC: ABD-İran arasındaki savaşın bitmesi Netanyahu için bir kabus

ABD'nin İran ile vardığı ateşkes kapsamında İsrail Başbakanı Netanyahu'yu zor bir seçimle baş başa bıraktı. Siyasi kariyerini İran karşıtlığı üzerine kuran Netanyahu, seçimler öncesinde Washington'ın Lübnan'daki saldırıları durdurma baskısı nedeniyle koalisyon ortakları ve muhalefetin hedefi oldu

BBC: ABD-İran arasındaki savaşın bitmesi Netanyahu için bir kabus
Gazete Oksijen
16

Kendisini "Washington’ın dilinden anlayan ve Amerikalı siyasetçiler üzerinde gerçek nüfuzu olan lider" olarak konumlandıran bir başbakan, en önemli müttefiki tarafından nasıl bu kadar kolay dışlanabilir ve kamuoyu önünde bu derece sert eleştirilebilir?

BBC'nin haberine göre kariyeri boyunca İran ile mücadeleyi İsrail güvenlik politikasının merkezine yerleştiren Netanyahu bu savaşı İran rejiminin konumunu daha da güçlendirdiği bir senaryoyla nasıl noktalayabilir?

Ekim ayında yapılacak genel seçimler öncesinde Washington ve Tahran’ın "İsrail, Lübnan’da Hizbullah’a yönelik saldırılarını durdurmalı" talebi karşısında, Netanyahu’nun "Bay Güvenlik" olarak bilinen siyasi imajı bu süreçten nasıl sağ çıkacak?

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, pazartesi günü Knesset’te yaptığı konuşmada Netanyahu’nun önündeki seçenekleri şu sözlerle özetledi:

"Ya en büyük müttefikimizle doğrudan ve yıkıcı bir çatışmaya gireceğiz ya da İsrail’in çıkarlarını tamamen teslim edeceğiz."

Koalisyondan Trump'a rest: Anlaşma bizi bağlamaz

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, pazartesi günü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. Güvenliğimizi garanti altına almayan bu anlaşmanın bir parçası değiliz" diyerek tepkisini dile getirdi.

Likud Milletvekili Ariel Kallner ise "İsrail kendisini korumaya devam edecektir. Ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız ve dostlarımızın bizi anlamasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Eski bir Mossad yetkilisi ve İran uzmanı olan Sima Shine da duruma eleştirel yaklaşarak, "Amerikalıların bunu neden kabul ettiğini anlamak güç. ABD, Lübnan’da ne olacağına karar verme yetkisini İran’a bırakarak Hizbullah’ın bölgede güçlü bir siyasi aktör olarak kalmasını sağlıyor. Bu durumdan ne İsrail güvenlik bürokrasisi ne de siyasetçiler memnun" değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu eleştirilere karşı savunmada

Tüm bu eleştirilerin ardından Kudüs’te bir basın toplantısı düzenleyen İsrail Başbakanı Netanyahu, başarısız olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Hayatının büyük bölümünü İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeye adadığını belirten Netanyahu, "Gerekli olan neyse yapacağız. Bu hedef doğrultusunda kendimi hiçbir şekilde sınırlandırmıyorum; İran nükleer silaha sahip olamayacak" dedi.

Trump ile bazı konularda farklı düşündüklerini kabul eden Netanyahu İsrail’in önceliklerini şu sözlerle savundu:

"Görüşlerimi açıkça ifade ettim ancak bizim kendi çıkarlarımız var. Birincisi nükleer tehdidin önlenmesi, ikincisi ise Lübnan. Orada bir tampon bölge oluşturduk ve gerektiği sürece orada kalacağız. İran bizim geri çekilmemizi istedi ama bu gerçekleşmedi çünkü dik durdum. Operasyonel özgürlüğümüzü koruma konusunda kararlıyız; tehdit edilirsek karşılık veririz."

Savaş stratejisi çıkmaza girdi

Netanyahu, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarının ardından İsrail'in güvenlik politikasını tehditleri önceden yok etme üzerine kurmuştu.

Bu strateji askeri kaynakları sınır noktasına getirdi. Gazze'de büyük bir yıkım yaşanmasına ve Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre 73 binden fazla insan ölmesine rağmen, Hamas bölgenin yarısını kontrol etmeye devam ediyor. ABD arabuluculuğundaki barış planı ve Gazze için öngörülen yönetim modeli ise sekiz aydır belirsizliğini koruyor.

İsrail ordusunun Gazze, Lübnan ve Suriye’de geniş alanları işgal altında tutması iç politikada destek görse de net bir diplomatik çözüm olmaması askerî kaynakları zorluyor. Hizbullah ve İran ile girilen tekrarlayan çatışmalar düşmanları zayıflatmadığı gibi, Tahran'daki daha sertlik yanlısı yönetimin bölgedeki nüfuzunu artırmasına yol açtı.

İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden (INSS) kıdemli uzman Danny Citrinowicz, İsrail’in Tahran stratejisini yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirterek şunları yazdı:

"Washington'da anlaşmayı sabote etme girişimi olarak algılanacak herhangi bir askeri adım, ABD'den çok sert bir yanıt görecektir. Obama döneminin aksine, Netanyahu'nun Beyaz Saray'ı bypass ederek Kongre veya Amerikan kamuoyundan destek toplama seçenekleri artık mevcut değil."

Kaynağa Git

İlgili Haberler