Ana içeriğe geç

İlk yarı bitti: İkinci yarıda ana tema denge

İlk yarı bitti: İkinci yarıda ana tema denge
Ekonomim.com
16

Borçlanma araçları tarafında haziran ayında dikkat çekici bir toparlanma gördük. Tahvil ağırlıklı FIT – Fiba Portföy, GUV – Garanti Portföy ve TBT – TEB Portföy gibi fonlarda aylık %7’nin üzerinde getiriler oluştu. Bu hareketi petrol fiyatlarındaki geri çekilme, enflasyon beklentilerindeki yumuşama ve yeniden canlanan faiz indirimi temasıyla birlikte okumak gerekiyor.

Yabancı hisse tarafında teknoloji temasını tamamen bırakmak doğru olmaz. Yapay zeka, veri merkezleri, çip ve yarı iletken yatırımları hâlâ güçlü. Ancak teknoloji tarafında soluklanma dönemlerinde portföyü sadece bu temaya bağlamamak gerekiyor. Çin, G20, gelişmekte olan ülkeler, enerji ve sağlık gibi temalarla çeşitlendirme yapılmalı. Sağlık tarafını özellikle önemsiyorum.

Haziran ayı, piyasaların aynı anda birden fazla senaryoyu fiyatladığı oldukça yoğun bir dönem oldu. Ayın başında ABD-İran hattında daha pozitif bir haber akışı ve ateşkes beklentisi risk iştahını desteklerken, sonrasında İsrail-Lübnan ve İran-İsrail hattında artan tansiyon piyasalarda oynaklığı artırdı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ilk etapta enflasyon beklentilerini bozarken, haber akışının yumuşamasıyla petrol-enflasyon-faiz üçgeninde daha dengeli bir fiyatlama oluştu.

Küresel tarafta Fed’de yeni yönetimle birlikte faiz patikasına ilişkin belirsizlik devam ederken, teknoloji hisselerinde de nisan-mayıs dönemindeki güçlü yükselişin ardından haziran ayında bir miktar soluklanma gördük. Buna rağmen yapay zeka, çip ve yarı iletken teması yılın ilk yarısında fon performanslarının en önemli taşıyıcılarından biri olmayı sürdürdü. İçeride ise butlan tartışmaları, MSCI’ın Türkiye’ye yönelik uyarısı ve siyasi başlıklar risk iştahını zaman zaman baskıladı. Buna karşılık enflasyon beklentilerindeki gerileme, faiz indirimi beklentisinin yeniden güçlenmesi Borsa İstanbul tarafında ikinci yarı için daha yapıcı bir senaryoyu masada tutuyor.

Haziran fon performanslarına baktığımızda en güçlü hareketin yine momentum yakalayan fonlarda olduğunu görüyoruz. Hisse senedi fonlarında PHE-Pusula Portföy aylık %29,3 getiriyle öne çıkarken, bankacılık hisse senedi fonları TAU-İş Portföy ve YZH-TEB Portföy gerileyen ABD-İran tansiyonu ile de çift haneli getirilerle dikkat çekti. Değişken fonlarda ise PBR-Pusula Portföy %27,7 getiriyle ayın en güçlü fonlarından biri oldu. Yine düşen jeopolitik tansiyon ve gerileyen petrol fiyatlarından etkilenen Turizm Seyahat temalı GZY-Garanti Portföy ve teknoloji hisselerindeki gerileme ile rotasyonun yöneldiği sağlık temalı GZG-Garanti Portföy de haziran ayında pozitif ayrışan değişken fonlar arasında yer aldı.

Sağlık, turizm ve bankacılık gibi temalarda rotasyon işaretleri oluşuyor

Yılbaşından itibaren tablo daha da çarpıcı. PHE %156 getiriyle hisse senedi fonları içinde açık ara öne çıkarken, değişken fonlarda PBR %131, YIT-Garanti Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon %77,9 ve IJC-İş Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon %75,4 getiri sağladı. Bu tablo bize yılın ilk yarısında doğru tema seçiminin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yarı iletken, çip ve teknoloji teması yılın ilk yarısında güçlü kaldı; ancak haziran ayında sağlık, turizm ve bankacılık gibi temalarda da rotasyon işaretleri oluşmaya başladı.

Borçlanma araçları tarafında haziran ayında dikkat çekici bir toparlanma gördük. Tahvil ağırlıklı FIT – Fiba Portföy, GUV – Garanti Portföy ve TBT – TEB Portföy gibi fonlarda aylık %7’nin üzerinde getiriler oluştu. Bu hareketi petrol fiyatlarındaki geri çekilme, enflasyon beklentilerindeki yumuşama ve yeniden canlanan faiz indirimi temasıyla birlikte okumak gerekiyor. Yılın ilk bölümünde tahvil tarafında oldukça temkinliydik; ancak ikinci yarıda enflasyonda düşüş eğilimi belirginleşirse Türk tahvilleri ve borçlanma araçları fonları yeniden daha fazla ilgi görebilir.

Para akışları yatırımcı davranışını daha net gösteriyor. Haziran ayında en yüksek para girişi TLY – Tera Portföy, PRY – Pusula Portföy Para Piyasası ve PHE’de görüldü. TLY’ye 26,3 milyar TL, PRY’ye 24,2 milyar TL, PHE’ye 20,6 milyar TL net giriş oldu. Yılbaşından itibaren bakıldığında da TLY, TP2 – Tera Portföy Para Piyasası, PRY ve PHE ilk sıralarda yer alıyor. Bu tablo yatırımcının bir tarafta yüksek faiz ve likiditeyi koruduğunu, diğer tarafta ise getiriyi yakalayan hisse ve değişken fonlara yöneldiğini gösteriyor. Yatırımcı sayısı artışında da benzer bir görüntü var. Haziran ayında PHE yatırımcı sayısını 47,5 bin kişi artırırken, PBR’de 22,2 bin, IJC’de 11,2 bin kişilik artış yaşandı.

Sadece para piyasası fonlarıyla ilerlemek yeterli olmayabilir

Yılın ikinci yarısı için benim ana senaryomda para piyasası fonları hâlâ portföylerin temel taşı olmaya devam ediyor. Yıl sonu enflasyonunun %30 civarında, faizlerin ise %35-37 bandında kalabileceği bir ortamda TL cazibesini koruyor. Bu nedenle temkinli portföylerde %70’e kadar, dengeli portföylerde %40 civarında, daha atak portföylerde ise en az %20 para piyasası fonu bulundurmak hâlâ anlamlı.

Ancak sadece para piyasası fonlarıyla ilerlemek de yeterli olmayabilir. ABD-İran hattında pozitif haber akışı kalıcı olursa, Fed’in daha şahin duruşu gevşeyebilir, küresel risk iştahı artabilir ve Türk varlıklarına yönelik ilgi güçlenebilir. Böyle bir senaryoda borçlanma araçları fonları, banka/holding ağırlıklı fonlar ve BIST30 tarafı yılın ikinci yarısında daha fazla öne çıkabilir. Yerli hisse tarafında ise sadece büyük ölçekli hisseler değil, ilk yarıda momentum yakalayan fonların da seçici şekilde portföylerde yer alması gerektiğini düşünüyorum.

Yabancı hisse tarafında teknoloji temasını tamamen bırakmak doğru olmaz. Yapay zeka, veri merkezleri, çip ve yarı iletken yatırımları hâlâ güçlü. Ancak teknoloji tarafında soluklanma dönemlerinde portföyü sadece bu temaya bağlamamak gerekiyor. Çin, G20, gelişmekte olan ülkeler, enerji ve sağlık gibi temalarla çeşitlendirme yapılmalı. Sağlık tarafını özellikle önemsiyorum; çünkü hem defansif hem de yapay zeka dönüşümünden faydalanabilecek bir sektör olarak öne çıkıyor.

Altın ve gümüş tarafında ise daha temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum. Altında momentum zayıfladı; 4.000 dolar üzerindeki tutunma önemli olacak. Merkez bankası alımları uzun vadeli destek unsuru olmaya devam etse de, ETF akımlarının terse dönmesi ve Fed beklentileri kısa vadede altını baskılıyor. Bu nedenle altın, gümüş ve hatta bakır portföylerden tamamen çıkarılmamalı ama ağırlığı sınırlı tutulmalı.

Sonuç olarak yılın ilk yarısı bize şunu gösterdi: Fon piyasasında kazanan tek bir tema yok. Bazen para piyasası, bazen teknoloji, bazen momentum hisseleri, bazen de borçlanma araçları öne çıkıyor. Yılın ikinci yarısında başarı, en çok kazandıran fonu bulmaktan çok, farklı senaryolara dayanabilecek doğru portföy dağılımını kurmaktan geçecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler