Ana içeriğe geç

Memur ve emeklinin enflasyon karşısında hiç şansı yok

Memur ve emeklinin enflasyon karşısında hiç şansı yok
Ekonomim.com
16

Öncelikle şu gerçeği kabul etmek gerekir. Görünür enflasyonun yüzde 30’larda gezindiği ve gelir dağılımının çok bozuk olduğu, bağlı olarak harcama kalıbının çok farklı oluştuğu bir ülkede toplumun bütün kesimlerinin doğru kabul edebileceği bir enflasyon hesaplamak mümkün değildir. Böyle bir ülkede, konumuz Türkiye olduğuna göre Türkiye’de enflasyon her kesime göre değişir. Tek oran açıklanır ama bu oran kimileri için çok eksiktir, yanlıştır; kimileri için doğruya yakındır.

Ama diyelim enflasyon tam olarak ölçülüyor; eksiksiz, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ve toplumun tümü de bu oranı kabul ediyor, benimsiyor. Hayal bu ya, diyelim böyle. Memur ve memur emeklileri ile işçi emeklileri de bu enflasyona göre fark alıyor. Şu durumda “Memur ve emekliler enflasyon oranında fark aldıklarına göre enflasyona yenik düşmeleri söz konusu değil” diyebilir miyiz? Kesinlikle hayır, diyemeyiz.

Enflasyon eziyor!

Son üç yılı kapsayan bir grafiğimiz var. Grafikte memur ve memur emeklileri ile işçi emeklilerine 2024, 2025 ve 2026 yıllarının altışar aylık dönemlerinde verilen enflasyon farklarının, enflasyonun nasıl altında kaldığını somut olarak görebilirsiniz. Bu veri setini geçmişe de uzatmak mümkün ama güncel olması bakımından son üç yılı aldım.

Bir kez daha vurguluyorum, enflasyonun eksiksiz ve tam hesaplandığını, Türkiye’deki harcama kalıbını tam yansıttığını ve vatandaşın bu hesaplamaya güveninin tam olduğunu varsayıyorum.

İşte durum ortada! Kesin doğru olduğunu varsaydığımız enflasyon bile memuru da, memur emeklisini de, işçi emeklisini de eziyor. Ne kadar aksi söylenirse söylensin, gerçek bu.

Zaten uygulama öylesine yalın bir sonuç ortaya koyuyor ki aksi nasıl söyleniyor, çalışanların ve emeklilerin enflasyona ezdirilmediği nasıl dile getiriliyor, insan hayretler içinde kalıyor.

Yöntemin doğal sonucu

Memura ve emeklilere enflasyon farkı verilirken (memur için hesaplama biraz farklı) izlenen yöntemin doğal sonucu yaşanıyor aslında.

Bu yöntem değiştirilmediği takdirde, uygulamayı yapan kim olursa olsun memur ve emekli enflasyon kadar artış alma şansına sahip değil.

Çünkü ortada bir zaman kayması var.

Enflasyon yaşanıyor, altıncı ayın sonunda geride kalan dönemin enflasyonu maaşlara yansıtılıyor.

Herhangi bir yılın başındaki tutarı sıfırlanmış maaş olarak kabul edelim. Bir önceki yılın ikinci yarısındaki enflasyon yansıtılmış ve diyelim maaş normal düzeye, olması gereken düzeye getirilmiş, geçmişle ilgili hiç kayıp yok, beyaz bir sayfa açılıyor.

Bu yıldan örnek verelim. Yıla başlarken maaş 100, enflasyon da 100. Maaş altı ay boyunca 100 olarak kalıyor. Ama yıla başlarken 100 olan fiyat düzeyi ocakta 104,84’e, şubatta 107,95’e, martta 110,04’e, nisanda 114,64’e, mayısta 116,61’e ve nihayet haziranda 117,76’ya çıkıyor.

Mevzuat, “Fiyatlar altı ayda 100’den 117,76’ya çıktı, gel emekli kardeşim senin maaşını da 117,76 yapıyoruz, bak enflasyon farkını verdik” diyor. Sonra da ekliyor: “Artık bununla yıl sonuna kadar idare edeceksin.”

Emekli altı ayda kaç lira aldı, toplam 600 lira.

Peki fiyatların altı aylık toplamı ne kadar, 671,84 lira.

Aradaki 71,84 liralık fark nerede?

Hesaplama yönteminin o kadarcık cilvesi olacak artık! Bir anlamda söylenen bu.

Grafikte görüyoruz; yüzde 17,76’lık enflasyon farkıyla ilk altı aydaki enflasyonun tahribatı giderilecek, o da kağıt üstünde, ikinci altı ayda fiyatlar yine artarken, gelir sabit kalıp yatay seyredecek. Grafikteki 2026’nın ikinci yarısındaki enflasyonun da bir varsayıma dayandığını belirteyim. İkinci yarıda, geçen yılın aynı dönemindeki eğilimin aynen süreceğini varsaydım. Ama bakarsınız, aradaki makas daha da açılır ya da tersi olur.

Düzeyi göstermiyor

Bu grafikte işçi emeklilerinin maaşındaki artışın memur ve memur emeklilerininkinden daha fazla görünmesi düzeyin de böyle olduğu anlamına tabii ki gelmez. İşçi emeklilerinin geliri daha düşük, artış oranı biraz yukarıda oluşmuş durumda.

Ayrıca memur ve memur emeklileri için yapılan hesaplamanın giderek anlamsız hale geldiği de bir gerçek. Sözüm ona toplu iş sözleşmesi imzala, bir önceki zam enflasyondan düşülsün, sonra ekleme yapılsın gibi karmaşık sayılabilecek bir uygulama söz konusu.

İki temel sorun var

Memurlar ve emekliler açısından en temel sorunlar hem ücretin düşüklüğü, hem de bu ücreti belirlemede izlenen yöntemin yanlışlığı.

Enflasyon yıllık bazda yüzde 3-5 düzeyinde olur da, artış olarak verilen fark enflasyonun yarım puan ya da bir puan altında kalır; bu kimseyi rahatsız etmez. Ama bizde öylesine kayıplar ortaya çıkıyor ki…

Düşünsenize, bu yılın ilk yarısındaki enflasyon yüzde 17,76 değil de yüzde 1,76 olsa enflasyon farkı üstünde durulur muydu? Belki fark verilmesi gibi bir uygulama bile olmazdı.

Memur ve emeklinin enflasyon karşısında hiç şansı yok - Resim : 1

TÜİK’ten yanıt…

Bu köşede 2 Temmuz Perşembe günü TÜİK’e hitaben kaleme aldığım bir mektuba yer vermiştim. Mektubun akıbetinin ne olduğunu soran okurlar için bir açıklama yapmak istiyorum.

TÜİK Başkanı Mehmet Arabacı mektubun yayımlandığı gün aradı ve kendisiyle konuştuk, daha sonra yüz yüze ve detaylı olarak görüşmeye karar verdik.

Ankara şu günlerde tümüyle NATO toplantısına odaklandığı için bu görüşmeyi toplantı sonrasında yapacağız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler