'Panter Emel' olarak bilinen Emel Yıldız'ın, kızının ölümünden yaklaşık 40 gün sonra 85 yaşında hayatını kaybetmesi, sinema dünyasının yanı sıra hayvanseverler tarafından üzüntüyle karşılandı. Peki 'Panter Emel' kimdi? Neden bu lakabı almıştı? Esas mesleği neydi? Hayvanları kurtarmak için verdiği çabadan belediye başkanlarıyla ve bakanla yaşadığı tartışmalara ve televizyon programlarındaki söylemlerine... OdaPati'nin ikinci sayısında, 'Panter Emel' portresi hazırladık.
'PANTER EMEL'İ OYUNCU TUNA ARMAN ANLATTI
18 Mayıs 1941'de Bulgaristan'ın Rusçuk kentinde doğdu. Ailesiyle küçük yaşta Türkiye'ye göç etti ve İstanbul'da büyüdü. Sinemaya 1950'lerin sonunda adım attı. Kamuoyunun büyük bölümü onu oyunculuğundan çok hayvan hakları mücadelesiyle tanıdı. Özellikle 1980'lerden itibaren sokak hayvanları için verdiği mücadele nedeniyle Türkiye'nin en tanınmış hayvan hakları aktivistlerinden biri haline geldi. Yeşilçam döneminden hayatının son dönemine kadar gündem yaratan söylemlerini ve şaşırtan çıkışlarını ele alacağız. Ancak sözü, kendisi de hayvan hakları aktivisti olan ve son günlerine dek görüştüğü tiyatrocu ve oyuncu Tuna Arman'a bırakıyoruz.

"ONU KINAYAN PEK ÇOK GENÇ, ONUN GİBİ OLMAYA BAŞLADIK"
"Yaklaşık 40 senedir tanıyorum. İlk gittiğim eylem onun eylemiydi. Tansu Çiller'in yalısının önünde, yine hayvanlarla ilgili bir problem vardı. Hayvan seviyordum ama yaşam hakkı anlamında vakıf değildim... 'Panter' lakabı da ona bir televizyon programı esnasında tesadüfen verilmiş bir lakap. Hatta kendisine sorulduğu zaman da 'Eşek Emel de dense Köpek Emel dense sorun yok. Hepsi bir hayvan' derdi. Yaşam hakkı savunucusuydu. Bir ömür harcadı son ana kadar. Poşetinde mamalarla gezen, sosisler salamlarla gezen biriydi. Bazen insanlar seslerini, duyurabilmek için yükseltirler. Karşınızda vicdanı çok yüksek biri var; hayvanı yok sayan kişilere sesini duyurabilmek için sürekli kavga konumunda görülüyordu. Oysa onu kınayan pek çok genç, arkasından gelen bizler, zamanla onun gibi olmaya başladık. Çünkü hayvan taciz davalarına gidiyorsunuz ve şahıs dönüyor 'Parkta bira içiyordum, yanım gelince o da istedi sandım' diye bir savunuda bulunabiliyor. İdrak edemediğiniz için bu kadar kötülüğü, sinir sisteminiz taşıyor ve siz de bağıran bir insan haline dönüşüyorsunuz. Sadece anlatabilmek için..."
"KENDİ YOĞURT EKMEK YİYEREK ONLARA MAMA ALIRDI"
'Panter Emel'in en çok görüştüğü isimlerden biri olduğunu belirten Arman, yaşamının son dönemine dek hayvanlar için neler yaptığını böyle anlattı: "Ben de yaklaşık 30 senedir aktivist olarak sahada görev yapıyorum. Ben de biraz uzağım, artık gençlere sahayı bıraktım. Emel Abla izinden giden insanlar bir hayvan kurtarırız, kendimiz kurtarırız. Çok pahalı mamalar yedirmeyiz ama kendi kazandığımız parayla yaparız. Emel Abla emekli maaşıyla, kendi yoğurt ekmek yiyerek, onlara mama alma ve yemek yedirme sevdasındaydı. Kimse de çıkıp diyemez 'Ben Emel Abla'ya bağış yaptım' diye... Tek güvendiği konuştuğu insanlardan biri bendim, Yedikule sorumlusu Meral Olcay ve Leman Sam'dı. Bizden başka güvendiği, inandığı insan yoktu. Bizden gelebilecek bir şeye ancak tamam derdi. Derdini de sinirini de bizlerle paylaşırdı. Ben 50 gün eylem yaparken geldi arkamda oturdu. Benim kendi kazandığım parayı hayvana harcadığımı gördükten sonra hep yanımda oldu. Protesto şiddet ve tecavüzün suç sayılması içindi. Hayvanlar canlı sayılmıyordu, cansız eşya sayılıyordu."

"ÇOK YARGILANDI, MAHKEMELERE ÇIKTI"
Arman, geçmişte 'Panter Emel'in neler yaptığına değinerek "Çok yargılandı, mahkemelere çıktı, hakaret davaları... Tecavüz edilen bir hayvan 'mındar oldu' diye vuruluyordu. Onları alıp gelen bir insandı, rahmetli Orhan Kural ile birlikte yaptıkları çok önemli şeyler vardı. Yargılandı, gözaltına alındı, hapis de yattı, beraat de etti. Onurlu bir yaşam sürdü. Hayvanların, yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğu için kanunu bilen bir kadındı. Hayvanların kısırlaştırılmaları ve aşılanmaları için de mücadele verdi. Bunların öncüsü bir insandı. Onun sayesinde de gidiyoruz bu yolda" dedi.
"CENAZESİNE GELMEDİLER... HAYVAN HAKLARINI BU KADINDAN ÖĞRENDİK"
'Panter Emel'in cenazesine gelmeyenlere sitem eden Arman şunları söyledi: "Cenazesine hiçbir dernek gelmedi. Eğer bu ülkede hayvan hakları dernekleri varsa bu kadın sayesinde yola çıkmış insanlardır. Bursa'dan bir dernek çiçek yolladı. Orda bedenen durmak da değil illa, ama bu ülkede hayvan hakları varsa bu mücadeleyi hepimiz bu kadından öğrendik. Sıfatını tanımayan adını bilir. Panter Emel bu ülkeye bir atasözü gibi, lakap gibi oturmuş bir unvandır. Hayvan hakları mücadelesi verene 'Aman Panter Emel gibi hepsi' derler, bu gibi kelimeler bu ülkenin literatürüne oturtulmuştur. Eğer hayvan hakları adına mücadele ediliyorsa, yolu bu kadın açtı. Ben Tuna Arman olarak 50 gün Taksim'de oturdum, kendimi köprüye bağladım, 250 bin imza topladım. Artık hayvanlar can sayılıyor, eşya sayılmıyor. Ben bir vatandaş olarak bunu başardıysam dernekler bir araya gelip yapabilirdi... 'Deli bir kadın bağırıyor', öyle değil ki... Onun bir hikayesi vardı, hem de önemli bir hikaye. Bir ömür harcadı tek başına. Mekanı cennet olsun. Onu tanımaktan ve bana inandığı için de gurur duyuyorum. Bu ülkeden bir Panter Emel geçti, yeri asla dolmaz."

ÇOK TARTIŞILAN HAYVAN YASASIYLA İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORDU: "ÖLMEK İSTİYORDU"
Türkiye'nin son 2 yıldır çok tartıştığı hayvan hakları yasasındaki değişimle ilgili 'Panter Emel'in ne düşündüğünü ve ne hissettiğini Tuna Arman şöyle anlatıyor: "Ölmek istiyordu. Hayvanların hala konu edilerek öldürülmesinin istenmesine... O da ölmek istiyordu. Düşünsenize... Ben yoruldum, o benim 30 yaş büyüğüm. Çok üzgündü ve yaşamak istemiyordu artık, mücadele etmek istemiyordu artık."
PANTER EMEL PORTRESİ
YEŞİLÇAM'DA OYNADIĞI FİLMLER
Emel Yıldız sinema kariyerine 1959 yapımı Feryat ile başladı. Avare Mustafa, Yeşil Köşkün Lambası, Cilalı İbo Perili Köşkte, Dişi Kurt isimli filmlerde oynadı. Daha sonra televizyon dizilerinde de göründü.

TÜRKAN ŞORAY'I SİNEMAYLA TANIŞTIRMA HİKAYESİ
Türkan Şoray'ın genç yaşta film setleriyle tanışmasında Emel Yıldız'ın büyük etkisi oldu. Şoray da Emel Yıldız'ın cenazesinde "Beni sinemayla ilk tanıştıran kişiydi" ifadesini kullandı. Peki bu hikayenin aslı ne?
'PANTER EMEL' BAŞROLDEYDİ: SON ANDA TÜRKAN ŞORAY'A GİTTİ
Türkan Şoray'ın oturduğu evin sahibinin kızı olan 19 yaşındaki oyuncu Emel Yıldız, bir gün Şoray'a "Annenden ben izin alırım, seni bizim film setine götüreyim" dedi. Haberturk.com'da Mehmet Çalışkan'ın aktardığına göre "Köyde Bir Kız Sevdim" filminin setine yeşil mantosuyla giden Türkan Şoray'ı gören Türker İnanoğlu, normalde Emel Yıldız'ın canlandıracağı "köylü kızı" rolününü Şoray'a vermek istedi. Ancak annesi "O daha öğrenci, öğretmen olması için yatılı okula gidecek" dese de ısrarlar sonucu Türkan Şoray, henüz 15 yaşındayken bu filmin başrolüne geçti.

BAŞROLÜ ALMASI NEDENİYLE TÜRKAN ŞORAY'A KIRGIN MIYDI
Emel Yıldız ise 13 filmin ardından oyunculuk kariyerine büyük bir ara verip, kendini hayvan haklarına adadı. 1998'de yine setlere dönerek "Affet Bizi Hocam" dizisinde, "Roman Havası" filminde rol aldı. Ancak Türkan Şoray'a geçmişte, başrolü alması nedeniyle kırgın olup olmadığı hep merak edildi. 2017'de Posta gazetesinden Oya Çınar'ın "Hiç kıskanmadınız mı?" sorusuna yıllar sonra Emel Yıldız, "Olur mu öyle şey? Zaten götüren benim. O Türkan Sultan oldu. Ben tercih ederek sinemadan uzaklaşıp kendimi okumaya verdim. Evi uzak ama bazen araba yolluyor. Özleyince ikimizden biri ses eder hemen, görüşürüz" yanıtını verdi.

SAVAŞ AY İLE EKRANLARDA ÇOK TARTIŞTI AMA KÜSMEDİ... FİLMİNDE ROL ALDI
Ekranlardaki sözleri gündem yaratan 'Panter Emel', Savaş Ay'ın A Takımı programındaki konuşmalarında gergin anlar yaşasalar da aralarına kırgınlık girmedi. Savaş Ay'ın ilk filmi ‘Dansöz’de 'Panter Emel' de rol aldı. Savaş Ay, 2001'de Milliyet gazetesinde verdiği röportajda hayvan bulunan sahnelerde nasıl bir yol izlediklerini şöyle anlattı: "Bunlar çekileceği zaman sete Panter’i getirmedik. Bir kere bir dama tavuk çıkarma durumumuz olduğunda Panter’i oyaladık."
YILMAZ GÜNEY İLE DOSTLUĞU: SOKAK KÖPEKLERİ SAHNESİNİ BİRLİKTE YAZDILAR
Panter Emel sinemada da hayvan hakları konusuna dikkat çekti. 'Panter Emel' ve Yılmaz Güney'in arkadaş ve Güney'in "Düşman" filmindeki sokak köpekleri sahnesini birlikte yazdıkları belirtilir. 1979 yapımı filmde Aytaç Arman'ın hayat verdiği İsmail karakteri, para kazanmak için her ne kadar üzülse de sokak köpeklerini zehirleme işine giren bir karakteri canlandırmıştı.

'PANTER EMEL' LAKABINI NASIL ALDI: "EŞEK EMEL MESELA, KEŞKE DESELER"
Hayvanlara yönelik kötü muamele gördüğünde doğrudan olay yerine gitmesi, belediyelerle ve kamu görevlileriyle hayvan hakları konusunda yaşadığı tartışmalar, düzenlediği protestolar nedeniyle medya tarafından "Panter Emel" olarak anılmaya başladı. Hatta zamanla bu isim gerçek adının önüne geçti. Üstelik bu lakabı hiçbir zaman reddetmedi. Posta'daki röportajında şunları söyledi: "O lakap bana Kanal D’deki bir programdan kaldı. Yayın esnasında yazdılar, üstüme yapıştı. Asla rahatsız olmam. Ama panter dedikleri için değil. ‘Köpek Emel’ deseler de çok severdim. ‘Eşek Emel’ mesela, keşke deseler... Ne güzel."

HAYVAN HAKLARI MÜCADELESİ... HAYVANSEVERLERE VERİLEN LAKABA DÖNÜŞTÜ
Sinema filmlerinin yanı sıra asıl mirasını oluşturan, Türkiye'de hayvan hakları konusunda açtığı yol oldu. Bugün Türkiye'deki birçok hayvan hakları savunucusu, Emel Yıldız'ı kendilerine ilham veren isimlerden biri olarak gösteriyor. Günümüzde dahi hayvan hakları için mücadele eden kişilere ise esprili bir şekilde 'Panter Emel' lakabı takıldığı sık sık duyulur. Ama 'Panter Emel'in en önemli mücadelesi, yaşananları televizyon ve gazeteciler aracılığıyla geniş kitlelere duyurması ve bu konuyu toplumun gündeme taşıması oldu.
MEDYADA EN ÇOK SES GETİREN OLAYLAR
"EŞEĞi TACİZ EDENE ÇANTA ATIŞI... 35 METREDEN NOKTA ATIŞI"
2020'de yaşamını yitiren yazar Bekir Coşkun haberturk.com'daki 2009 tarihli "Panter Emel'i özledim" başlıklı yazısında, hayvanlara kötü muameleyle ilgili katıldığı davalarda 'Panter Emel'in tavrını şöyle anlattı:
"Panter Emel’in, bir eşeği taciz etmiş ahlaksıza çanta atışını görmüştüm televizyonda. 35 metreden tam bir nokta atışıydı. Çanta havada kendi ekseninde dönerken, askısı kement biçimini almış, çantanın dibi kafasında patlarken, askısı boynuna geçmişti adamın. Bir diğer zamanda; anne köpeği zehirleyerek öldürmüş, yavrularını diri diri toprağa gömmüş adamı ise mahkeme koridorunda ensesinden yakalamıştı Panter Emel..."

DÖNEMİN İBB BAŞKANI GÜRTUNA HALİÇ'E TAVŞAN BIRAKTI: PANTER EMEL KURTARDI
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Ali Müfit Gürtuna'nın, Haliç'te yaşam olduğunu göstermek için Haliç'in ortasındaki adaya bıraktığı tavşanlar üreyince sayıları 500'ü geçti. Açlık ve susuzlukla boğuşan tavşanların Belgrad Ormanı'na taşınması için 'Panter Emel', İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Kural ile çalışma yürüttü.
DÖNEMİN KÜLTÜR BAKANI ATİLLA KOÇ İLE TARTIŞMASI: "POLİTİKACIYI ŞAMAR OĞLANINA ÇEVİRİYORSUNUZ"
2006 yılındaki bir haberde ise, özelleştirildikten sonra 30 yıllığına kiraya verilen ve tarihi dokusuna zarar verildiği iddia edilen Yedikule hisarlarını gezen Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile, 'Panter Emel'in tartışması yer alıyor. 'Panter Emel'in, bu tür tarihi mekanları politikacıların eline teslim edilemeyeceğini söylemesine kızan Bakan Koç, "Bu da laf mı yani? Ben sizinle konuşmam" şeklinde karşılık verdi. Yenişafak gazetesindeki habere göre Koç, kendi bakanlığı sırasında değil daha önceki bakanlık sırasında ihalenin verildiğini belirtti. 'Panter Emel, "Burdan da anlıyoruz ki; tarihi eserler politikacıların, siyasetçilerin eline teslim edilemeyecek kadar değerlidir" derken Bakan Koç, Panter Emel'in sözünü keserek "Bunu sizinle konuşmam. Politikacıyı şamar oğlanına çeviriyorsunuz. Milletin seçtiği hükümet ve bakanlar, görevini hizmet süresinin sonuna kadar devam ettirecektir" dedi. Panter Emel'in, sözleriyle ilgili açıklama yapması üzerine Bakan Koç, "Az önce bunu söylemediniz. Cümlenizi şu andan düzelttiniz" şeklinde karşılık verdi. 'Panter Emel'in "Beni anlamamışsınız" yanıtı üzerine ise Koç, "Siz anlatamadınız" cevabını verdi.
DÖNEMİN BEYOĞLU BELEDİYESİ'NDEN 'KÖPEK TOPLAYANA PARA' KAMPANYASI: AÇLIK GREVİ YAPTI
80’li yılların sonunda ise dönemin Beyoğlu Belediye Başkanı'nın sokaklardaki kedi ve köpekleri toplayıp belediyeye getirenlere para dağıtmayı vaat ettiği süreçte yaşananları, t24.com'daki yazısında Mine Söğüt anlattı. O dönem kedi başına 2 bin ve köpek başına 4 bin lira ödeneceğini duyan bazı kişiler, hayvanları torbalarla belediyeye götürünce, 'Panter Emel', kendisi gibi aktivist olan İbrahim Eren ile açlık grevine başladı. Söğüt sonrasında yaşananları şöyle anlattı: "Milletvekillerinden sanatçılara, yazarlardan, gazetecilere kadar kalabalık bir aydın kesimin de desteğini almayı başarınca bir hafta içinde belediye başkanı baskılara dayanamadı ve toplatma işlemini iptal etti."
KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA DAVA AÇACAKTI: "ADALET DİYE DOLANIYOR... BEN DE GÜVERCİNLERİN ADALETİNİ ARIYORUM"
CHP'nin mitinglerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun beyaz güvercinler uçurmasına tepki gösteren 'Panter Emel', 2017'de Posta'daki röportajında "Ülkenin bir numaralı muhalefet lideri, mitinglerinde güvercinleri aksesuar olarak kullanıyor. Sonra adalet diye dolanıyor ortada. Ben de o güvercinlerin adaletini arıyorum. Hadi bakalım! Kendisinden cevap bekliyorum" dedi. "Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yasal yola başvuracaktınız sanırım" sorusuna ise "Vazgeçtim. Düşündüm, 150 lira gibi bir para cezası var. Bir de dava açtığım zaman o yasayı tanımış olacağım" yanıtını verdi.
BELEDİYE BAŞKANINA HAKARETTEN HAPİS YATTI
'Panter Emel' o dönem Sakarya'nın Taraklı Belediye Başkanı olan Halil Aydın'a hakaret ettiği gerekçesiyle 1999 yılında, yedi ay hapis cezasına mahkum oldu. Mahkeme, cezayı paraya çevirmedi. Yıldız, kararı bir ay içinde temyiz etmemesi halinde tutuklanarak cezaevine konuldu.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ZİRVESİ ÖNCESİ ÖLDÜRÜLEN KÖPEKLERİ ÇUVALLARLA GETİRDİ, MASAYA KOYDU
1996 yılında İstanbul’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Zirvesi öncesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin sokak köpeklerini topladığını ve Beyoğlu'nda köpeklerin öldürüldüğünü belirten Korhan Gümüş, 2024'te serbestiyet.com'daki yazısında 'Panter Emel'in hamlesini anlattı. 'Panter Emel' bir basın toplantısı düzenlerken, hayvan hakları savunucuları ellerinde büyük çuvallarla geldi. Zehirlenerek ölen köpeklerin bulunduğu çuvalları masa üstüne koyan hayvan hakları savunucularının bu hamlesi basında büyük ilgi gördü. Gümüş, o dönemde yarattığı etkiyi şöyle aktarıyor. "Tahmin edeceğiniz gibi -dünyanın gözü tam da İstanbul’un üzerindeyken- müthiş bir skandal patlak veriyor... Sanki bir anda o günün koşullarında ifade edilemeyeni bütün kötülükleri, şiddeti ifşa eden birer simgeye dönüşüyor, bu kaskatı köpek bedenleri. Çevre, güvenlik, şehircilik…. Hangi konu olursa olsun uygulanan politikalarda iktidarlar bir kriz yaşamazken şehrin merkezinde, Beyoğlu’nda gerçekleştirilen köpek katliamı bir anda ülkenin gündemine oturuyor."
GÜNDEMDE NELER VAR
'PANTER EMEL' O DÖNEM KARŞI ÇIKMIŞTI... BU KEZ NATO ZİRVESİ İÇİN KÖPEKLER Mİ TOPLATILACAK
Bu olay akıllara, Ankara'da 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Zirvesi öncesi Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün, sokak köpeklerinin toplatılması talimatını verdiği iddiasını getirdi. Güzergahlar, etkinlik adresleri, havalimanları ve konaklamanın yapılacağı oteller çevresinde sokak köpeklerinin herhangi bir aksaklığa mahal verilmeyecek şekilde zirve öncesinde toplanmasının istendiği gündem olmuştu. Hayvanseverler duruma itiraz ederken, son olarak Türkiye İşçi Partisi ise "NATO Zirvesi için hayvanlar toplatılamaz" paylaşımı yaptı.

ÜNLÜLER DÜNYASINDA HAYVANLAR
SEMİRAMİS PEKKAN'IN KÖĞEĞİ TİNA'NIN SEVİMLİ ŞAPKASI
Sanatçı Ajda Pekkan'ın yanı sıra kardeşi, oyuncu ve şarkıcı Semiramis Pekkan da hayvan sevgisiyle biliniyor. 77 yaşındaki Semiramis Pekkan, köpeği Tina ile sevimli bir video paylaştı.

Köpeğinin şapkasını paylaşan Pekkan, "Ben seni yemez miyim? Duruyor öylece bakar mısın? Cookie arkadaşı 'Benim şapkamı tak' dedi." diyerek sevgisini dile getirdi.
MELEK MOSSO'NUN KAYIP KEDİSİ İÇİN ŞARKI
Şarkıcı Ersay Üner, şarkıcı Melek Mosso’nun daha önce kaybolan kedisi Jülide için yazdığı şarkıyı ilk kez anlattı. Radyo FenomenTürk'te Ömer Erişmen'e şarkısını anlatan Üner şunları söyledi:

"Bir gün yine aradı 'Kayıp Jülide' dedi. Dedim 'Bulursun', 'Yok oğlum 3-5 gündür yok' dedi. Gider gider gelir. Bu sefer gelmedi benim de içime dokundu. Kedim var çok severim. Bakıyorum Jülide'nin fotoğrafına, empatisini yaptım, oturdum Jülide'ye yazdım"
BÜŞRA DEVELİ SAÇINI TOPLADI, TAKSİYE SIKIŞAN KEDİYİ KURTARMAYA GİRİŞTİ
Oyuncu Büşra Develi, İstanbul'da seyir halindeki taksiye sıkışan bir kediyi kurtarmak için dakikalarca çabaladı. Aracın altına eğilen ve kediyi arayan Develi, worldwidemaggg'in görüntülerine göre önce saçını topladı, ardından kediyi kurtarmaya girişti. O anlara beğeni ve yorum yağdı.
BULGARİSTAN'DA OTOBÜSTE GEZEN KÖPEKLER... AKLIMA 'BOJİ' GELDİ
Sosyal medyada paylaşılan ve Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da çekildiği belirtilen görüntüler bu hafta gündem yarattı. İki sokak köpeğinin belediye otobüsüne bindiği ve gelmek istedikleri noktaya yaklaşırken, araçtan inmek üzere kapı önünde bekledikleri görüldü. Gezgin ve Youtuber SamirBulgaria'nın "Sofya Studentski Grad’da halk otobüsünde iki köpek yolculukta! Üstelik ne sahipleri var ne de biletleri" notuyla paylaştığı görüntüler gündem oldu. Bu görüntülerin ardından aklıma İstanbul’un meşhur sokak köpeği Boji geldi.

Boji 2021 yılında toplu taşımayı kendi başına kullanmasıyla ün kazandı; metro, tramvay, otobüs ve vapurlara binip inerek şehir içinde adeta bir yolcu gibi dolaşıyor, hatta farklı hatlar arasında aktarma yapıyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin taktığı takip cihazı sayesinde gün içinde kat ettiği onlarca kilometre yol takip ediliyordu.
İstanbullular ve turistler tarafından büyük ilgi görse de bir süre sonra tramvay koltuğuna pislediği iddiasıyla hedef gösterildi. Ancak güvenlik kameraları bunun bir kişi tarafından kasıtlı olarak koltuğa bırakıldığını ve sürecin bir iftira olduğunu ortaya koydu.
Bu olayın ardından güvenliği daha fazla önemsenen Boji, 2022’de Ömer Koç tarafından sahiplenilerek daha korunaklı bir yaşam alanına alındı; böylece sokakta özgürce dolaştığı dönem sona ermiş oldu.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN... KEDİLERİN VÜCUT DİLİNİ OKUMAK
Kedilerin vücut dili oldukça zengin ve dikkatli gözlemlerle ruh hallerini anlamak mümkündür. Örneğin kuyruğunu dik tutan bir kedi genellikle mutlu ve kendine güvendiğini gösterirken, kuyruğunu kabartıp sırtını kamburlaştırması korku ya da tehdit algısına işaret eder. Kulakların öne dönük olması merak ve rahatlık anlamına gelirken, geriye yatması huzursuzluk veya savunma durumunu gösterir. Yavaşça göz kırpması kedilerde bir güven ve sevgi göstergesidir; hatta buna “kedi öpücüğü” denir. Buna karşılık göz bebeklerinin büyümesi heyecan, korku ya da avlanma isteğini gösterebilir. Karınlarını açmaları çoğu zaman güven işareti olsa da her zaman sevilmek istedikleri anlamına gelmez; bu pozisyon aynı zamanda kendilerini savunmaya hazır oldukları bir duruş da olabilir. Genel olarak bir kedinin bedenine bütüncül bakmak gerekir, çünkü tek bir hareket yerine kulak, kuyruk ve gözlerin birlikte verdiği sinyaller onların gerçek duygusunu ortaya koyar.

HEP KARIŞTIRILIYOR AMA... ŞAHİNLE DOĞANIN FARKLARI... SAATTE 320 KM HIZ
Şahinler ve doğanlar yırtıcı kuş olmasına rağmen, farklı türlerdir. Şahinler öncelikle, çaylaklar ve atmacalar gibi çeşitli kuşları içeren Accipitridae ailesinin bir parçasıdır. Britannica'nın aktardığına göre doğanlar ise Falconidae ailesine aittir. Bu ayrım çok önemlidir çünkü benzer yırtıcı yaşam tarzlarına rağmen bu kuşların izlediği farklı evrimsel yolları vurgular. Doğanlar hızlı ve güçlü uçuşlarıyla bilinir ve genellikle gerçek doğanlar olarak adlandırılır. Fiziksel özellikler söz konusu olduğunda, şahinler ve doğanlar birbirinden farklı yapıdadır. Şahinler genellikle doğanlardan daha büyüktür; manevra kabiliyetlerine ve süzülme yeteneklerine yardımcı olan daha geniş kanat ve kuyruklara sahiptirler. Bu da onları çevikliğin önemli olduğu ormanlık alanlarda avlanmada yetenekli kılar. Öte yandan doğanlar, özellikle dalış sırasında inanılmaz hızlara ulaşmalarını sağlayan uzun, sivri kanatları ve aerodinamik gövdeleriyle bilinirler. Bu da onları hız ve hassasiyetin çok önemli olduğu açık alanlarda olağanüstü avcılar yapar. Dünyanın en hızlı kuşu olan gökdoğan, kontrollü bir dalışta saatte 320 km'den (200 mil) fazla hıza ulaşabilir.

HAFTANIN KAHRAMANI: KEDİLERİN DEDESİ
Samsun'da 81 yaşındaki terzi Mahmut Memişoğlu, kendini sokak kedilerine adadı. Sahipsiz ve muhtaç kedilere dükkanının kapısını açan Memişoğlu, güvercin sevgisinin yıllar sonra kedi sevgisine dönüştüğünü söyledi.Memişoğlu, sadece esnaftan kedilere bakmasına karışılmamasını istiyor.

Şimdiye kadar yüzlerce sokak kedisine bakan Memişoğlu, genç yaşlardaki güvercin tutkusunu kedi sevgisiyle perçinleyerek hayatına devam ediyor.

Her hayvanı sevdiğini ancak kediler olmadan yapamadığını dile getiren Mahmut Memişoğlu, "65 yıldır terzilik yapıyorum. Bana ‘kedilerin dedesi' diyorlar. Kedi sevgimiz hâlâ devam ediyor. Eskiden 60'tan fazla kedim vardı. Şimdi 20 kedi ancak bakabiliyorum. Onlara da bahçede bakıyorum.
Sinem Hançerigüzel
Odatv.com