Türkiye gerçekten şaşırtıcı bir ülke...
Düne kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuran AKP’liler ve yandaş kalemleri, bugün ona sorulan “gazeteci soruları”na kızıyor!
Kemal Kılıçdaroğlu yıllar sonra ilk kez bir kanalda canlı yayına çıktı.
Sesi titrek, eski formundan oldukça uzaktı.
Birçok soruya “Bilmiyordum, haberim yoktu, nasıl yani” diye başlayan cümlelerle yanıt verdi.
Bugün savunduklarının, daha birkaç yıl önce savunduklarıyla taban tabana zıt olması, onun hanesine eksi puan olarak yazıldı.
GAZETECİLİK YAPILDI!
Sözcü TV ekranında Senem Toluay Ilgaz’ın moderatörlüğünde; Aslı Kurtuluş Mutlu ve Barış Terkoğlu’nun da katıldığı programda, milyonlarca CHP seçmeninin kafasındaki sorular masaya yatırıldı.
“Kayyum iddiasının dayanağı neydi?”
“Neden olağanüstü kurultaya gitmiyorsunuz?”
“Belediyelere yönelik operasyonların siyasi olmadığını neden düşünüyorsunuz?”
“Parti yöneticilerini neden görevden alıyorsunuz?”
“İtirafçı olanlar neden ihraç edilmeyecek?”
Üstelik sadece gazetecilerin değil, izleyicilerin soruları da kendisine soruldu.
Yani olması gereken oldu...
Gazetecilik yapıldı.
‘ERDOĞAN’A SORAMAZSINIZ!’
Sorular o kadar netti ki Kemal Kılıçdaroğlu bir ara sinirlenerek, “Erdoğan’a bu soruları soramazsınız… Erdoğan bu soruları sordurtmaz bile… Ama bana diyorsunuz ki, ‘Erdoğan sizi destekliyor mu?’ Ya, bu soru sorulur mu? Bu kadar mücadele yapmış bir kişiye bu soru sorulur mu? Hangi gazeteci bu soruyu sorar?” diye tepki gösterdi.
Sonra da kendi adının başına CHP Genel Başkanı yazılmadığını söyleyerek, “Neden benim için ‘CHP Genel Başkanı’ yazmıyorsunuz?” diye Sözcü TV’yi eleştirdi..
Senem Toluay’ın yanıtı da “Karar Yargıtay’da, henüz kesinleşmedi. O yüzden” oldu…
‘FAHRİ KORUMALAR!’
Sadece Kemal Kılıçdaroğlu’ndan değil, AKP destekçisi kalemlerden de çığ gibi tepki yükseldi.
Daha program devam ederken, yıllardır Kılıçdaroğlu’na en ağır eleştirileri, hatta hakaretleri göstererek yönelten isimlerden bazıları, birdenbire Kılıçdaroğlu’nun fahri korumalığına soyundu!
Nedim Şener, Zafer Şahin, Melik Yiğitel gibi isimler.
X hesaplarından peş peşe paylaşımlar yaptılar.
Soruların gazeteci sorusu olmadığını söylediler.
Programı eleştirdiler.
Meslektaşlarını hedef aldılar.
NELER DEMİŞLERDİ?
Aynı arkadaşlar yıllardır Kemal Kılıçdaroğlu hakkında en ağır sözleri arka arkaya sıralayan isimlerdi.
“13 seçim kaybeden genel başkan”, “Bay Kemal”, “CHP'nin yükü”, “siyasi mevta” hep onların sözleriydi.
Her seçim sonrasında alay ettiler, istifaya çağırdılar.
Televizyon ekranlarında günlerce başarısızlık hikâyesi anlattılar.
Nedim Şener, daha birkaç gün önce Kılıçdaroğlu’nun “mahkeme kararını kullanma ehliyetinden bile uzak olduğunu” iddia etti.
Zafer Şahin, yıllardır köşelerinde Kılıçdaroğlu’nu hedef alan sayısız yazı kaleme aldı.
Melik Yiğitel, televizyon ekranlarında Kılıçdaroğlu’nun hemen her çıkışını “algı operasyonu” olarak değerlendirdi.
Bütün bunları kendileri yaparken sorun yoktu...
GAZETECİ NE SORAR?
Şimdi insan sormadan edemiyor:
Bu ülkede gazeteci sorusu tam olarak nasıl oluyor?
Bu arkadaşların Cumhurbaşkanı’nın uçağına bindikleri zaman sordukları soruları hatırlayın:
“Efendim, bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz?”
“Dünya liderliğinizin sırrı nedir?”
“Yoğun temponuzda dinlenmeye nasıl zaman ayırıyorsunuz? Nasıl dinleniyorsunuz?”
Bunlar mı gazeteci sorusu?
Yoksa...
Sözcü programcılarının soruları mı?
“Şu sözünüzle, bu sözünüz çelişmiyor mu?”
“Bu iddiaya cevabınız nedir?”
“Neden böyle yaptınız?”
KİŞİYE GÖRE SORU!
Bazı meslektaşlarımızın gazetecilik anlayışı çok basit:
Muhalefete sert soru sorulursa gazetecilik...
İktidara sorulursa provokasyon..
Eski Kemal Bey’e sorulursa hakaret, aşağılama yok….
Butlan Kemal Bey’e sorulursa saygısızlık!
Erdoğan’a sorulursa zaten o gazeteci bir daha ekrana çıkamaz!
SORGULAMA SANATI!
Oysa gazetecinin görevi siyasetçiyi rahat ettirmek değildir.
Gazetecinin görevi, siyasetçinin basın danışmanlığını yapmak, alkışlanmasını sağlamak da değildir.
Gazeteci, “Halk adına hesap sorar.”
Terletir.
Üsteler.
Rahatsız eder.
Cevapsız kalan soruların peşine düşer.
Çünkü gazetecilik alkışlama sanatı değil, sorgulama sanatıdır.
GÖREVLERİNİ YAPTILAR!
Kemal Bey’in bütün yanıtlarından tatmin oldum mu?
Hayır...
Milyonlarca izleyici gibi benim de ikna olmadığım noktalar oldu.
Ama şunu açıkça söyleyebilirim:
Senem Toluay Ilgaz...
Aslı Kurtuluş Mutlu...
Ve Barış Terkoğlu...
İşlerini başarıyla yaptı.
Yandaş kalemleri rahatsız eden de buydu.
Çünkü propaganda düzeninin en büyük düşmanı, soru soran gazetecidir.
***
Yanlış yaptıklarında nasıl eleştiriyorsak, başarılı olduklarında kutlamak da görevimiz…
Bu zor işin altından başarıyla kalkmak her babayiğidin harcı değildir.
Hem Sözcü TV yöneticilerini, hem de üç meslektaşımızı yürekten kutluyorum.