Reuters Enstitüsü'nün yeni yayımlanan 2026 Dijital Haber Raporu yalnızca haber merkezlerini ilgilendirmiyor. Ortaya koyduğu veriler, modern insanın bilgiyle kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini göstermesi açısından çok daha geniş bir tabloya işaret ediyor.
Rapora göre dünya genelinde haberlerden aktif olarak kaçınanların oranı bu yıl yüzde 42'ye yükselmiş. 2017 yılında bu oran yüzde 29 seviyesindeydi.
Türkiye ise yüzde 60'lık oranla Yunanistan'ın ardından dünyada haberden en fazla kaçınan ülkeler arasında yer alıyor.
Ancak dikkat çekici olan şu: İnsanlar haberlerden tamamen uzaklaşmıyor. Sadece haber alma biçimleri değişiyor.
2026 verileriyle birlikte sosyal medya ve video platformları ilk kez televizyonu ve haber sitelerini geride bırakarak dünyanın en yaygın haber kaynağı haline gelmiş. Küresel ölçekte insanların yüzde 54'ü habere sosyal medya ve video ağları üzerinden ulaşıyor. Haber kuruluşlarının kendi siteleri ve uygulamalarının oranı ise yüzde 51'de kalmış.
18-24 yaş grubunun yüzde 52'si haberleri sosyal medya, video ağları ve yapay zeka araçları üzerinden takip ediyor. Bu kuşağın haber için en çok kullandığı platform Instagram…
İlk bakışta çelişkili görünen bir durum var.
İnsanlar habere ulaşmanın tarihte hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir çağda yaşıyor. Buna rağmen haberlerden kaçıyor.
Sonuçlar, Alman düşünür Nicholas of Cusa'nın altı yüz yıl önce ortaya attığı "öğrenilmiş cehalet" kavramını akıllara getiriyor. Cusa'ya göre insan ne kadar çok öğrenirse, aslında bilmediklerinin ne kadar büyük olduğunu da o kadar iyi fark eder. Bilgelik, her şeyi bildiğini sanmakta değil, bilginin sınırlarını kabul etmekte yatar.
Ancak günümüzün sorunu bilmediklerimizin farkına varamamak değil, bildiklerimizle ne yapacağımızı bilememek…
Reuters raporunda insanların haberlerden uzaklaşma nedenleri arasında haber yorgunluğu, olumsuz ruh hali, ekonomik ve siyasi krizlerin yarattığı kaygı, sürekli tekrar eden gündemler ve güven kaybı öne çıkıyor.
Mevcut sorun bilgi eksikliğinden ziyade bilgi fazlalığı…
Bu noktada Sloven filozof Renata Salecl'in Lacan'dan hareketle geliştirdiği "cehalet tutkusu" kavramı devreye giriyor. Salecl'e göre insanlar bazen gerçeği bilmedikleri için değil, gerçeğin beraberinde getireceği yüklerden kaçınmak için bilmemeyi tercih ediyor.
Ekonomik krizleri, savaşları, iklim felaketlerini ya da siyasi gerilimleri görmek istememek, çoğu zaman ilgisizlikten değil çaresizlik hissinden kaynaklanıyor olabilir.
Sürekli kötü haberlerle karşılaşan birey, bu gelişmeler üzerinde hiçbir etkisi olmadığını düşündüğünde ekranı kapatmayı seçiyor.
Bir de George Orwell'in dikkat çektiği tehlikeyi anımsayalım:
Orwell, ‘1984’ romanında insanların bazı düşüncelerin sonuna kadar gitmesini engelleyen zihinsel bir refleksi anlatıyordu. Ona göre kişi bazen yanlış bilgiye inandığı için değil, doğru bilginin götüreceği sonuçlardan rahatsız olacağı için düşünmeyi yarıda bırakıyordu.
Dijital çağın bilgi ortamı bu refleksi daha görünür hale getiriyor
Zira Reuters raporunun bir başka dikkat çekici bulgusu güven meselesi.
Dünya genelinde haberlere duyulan güven yüzde 37'ye gerileyerek araştırmanın başladığı 2015 yılından bu yana en düşük seviyeye inmiş. Sahte ve yanıltıcı haberlere ilişkin endişeler ise yüzde 62'ye yükselmiş.
Buna rağmen insanlar haber için giderek daha fazla sosyal medyaya yöneliyor.
Üstelik sosyal medyadaki haberlere duyulan güven yalnızca yüzde 22 seviyesinde.
Bir başka deyişle en az güvenilen kaynaklar, en çok kullanılan kaynaklara dönüşüyor.
Reuters araştırmacıları bu durumu "güven yerine kolaylığın tercih edilmesi" olarak açıklıyor.
Eskiden insanlar haber arardı: Gazete satın alır, televizyon açar ya da bir haber sitelerine girerdi.
Şimdi ise haber sosyal medyada karşılarına çıkıyor; eğlence, arkadaş paylaşımları ve reklamlarla aynı akışın içine karışıyor.
Bu tablo, Amerikalı iletişim kuramcısı Neil Postman'ın kırk yıl önce yaptığı uyarıları da yeniden gündeme getiriyor. Postman televizyon çağında haberin bilgi olmaktan çıkıp eğlence formatına dönüştüğünü savunuyordu.
Tarihin büyük bölümünde insanlar bilgiye ulaşmak için mücadele etti.
Artık bilgiye ulaşmak için neredeyse hiçbir çaba göstermemiz gerekmiyor.
Ve Reuters'in ortaya koyduğu tablo, sorunun artık cehalet olmadığını düşündürüyor. Asıl mesele, sürekli akan bilgi karşısında insanların giderek daha fazla yorulması, uzaklaşması ve bazen gözlerini başka yöne çevirmeyi tercih etmesi.
Haberden neden kaçıyoruz sorusunun yanıtı burada gizli olabilir…
Gözde Sula
Odatv.com